YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3929
KARAR NO : 2006/5225
KARAR TARİHİ : 04.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.2.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … müdahil vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 253 ve 255 parselde “….. oğlu 1328 doğumlu … …..” olarak yazılan malik adının “…. 1320 doğumlu … ….” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı … müdahil … Kaya vekili temyize getirmiştir.
Davacı taşınmazın malikinin …. 1320 doğumlu … …. olduğunu ileri sürmektedir. Yargılama aşamasında tapu kayıtları ile uyumlu isme sahip olan kişi de davaya müdahil olarak katılmış ve taşınmazın babasından kaldığını, dava nedeniyle yapılan araştırma sırasında bu hususu öğrendiğini savunmuştur. Müdahil ve davacının miras bırakanının tapuda yer alan kimlik bilgilerinin örtüşmesi nedeniyle gerçek maliki tespit etmek bu davada önem arzetmektedir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Bu tür davalarda mülkiyet nakline yol açmamak için tapuda malik gören kişi ile ismi düzeltilen kişinin aynı şahıs olduğu şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Bunun için, tarafların hazır olacağı keşifte müdahil tanıklarının da dinlenmesi, tutanak bilirkişilerinin de hazır edilerek bilgilerine başvurulması ve edinilecek kanaate göre sonuca gidilmesi gereklidir. Açıklanan yönler üzerinde durulmadan sonuca gidildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 4.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.