Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/8080 E. 2006/9355 K. 18.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8080
KARAR NO : 2006/9355
KARAR TARİHİ : 18.09.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.12.2003 gününde verilen dilekçe ile mevra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalılar Hazine, … aleyhindeki davanın kabulüne dair verilen 30.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve davalı … vd. vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 15 parsel sayılı taşınmazı içersindeki değirmeni çalıştırabilmek için davalılara ait 33-32, 21 ve 34 sayılı parsellerin 60 yıldır var olan kısımlarından, ya da mahkemece uygun görülebilecek bölümleri üzerinde mecra hakkı kurulmasını istemiş, davalılar; değirmenin uzun yıllardır çalışmadığını, esasen yörede artık hiç hububat üretimi yapılmadığı için değirmene ihtiyaç olmadığını ve dolayısiyle davacının ark ihtiyacının samimi bulunmadığını, kaldı ki, davacının su arkının evvelce başka yerden geçtiğini savunmuşlardır. Mahkemece kadastro bilirkişileri … ve …’ın 18.07.2005 günlü krokisinde yeşil işaretli güzergahtan 15 parsel lehine, 33, 32 ve 21 parseller aleyhine mecra hakkı kurulmasına karar vermiş, hükmü 32 ve 33 parsellerin maliki olan Hazine ile 21 sayılı parselin malikleri temyiz etmişlerdir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun’un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca ‘Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde,kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür…’

Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle ;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
Somut olayda;
Mahkeme kararına esas alınan 18.07.2005 günlü bilirkişi rapor ve krokisinde yeşil renkle gösterilen mecra güzergahının ne kadar genişlikte olduğu da krokiden ve rapordan anlaşılamamaktadır.Her ne kadar 20 sayılı parsel davacıya ait ise de, tapu kaydında 15 persel lehine, 20 parsel aleyhine hükmen, ya da akdi olarak kurulmuş bir mecra hakkı mevcut olmadığından, mecra hakkı tesis edilen bilirkişi krokisinde yeşil işaretli güzergah ile davacının 15 parsel sayılı taşınmazı arasında kesintisiz bağlantı kurulmuş değildir.
Ayrıca davacının, 15 numaralı parselinin çayın kenarında bulunduğu nazara alınarak buradan doğrudan yararlanmasının mümkün olup olmadığı, daha uygun başka alternatiflerin bulunup bulunmadığı, bunun yanı sıra jeloji Yüksek Mühendisi …’nın 27.07.2005 günlü raporunda, suyun yeşil güzergahın başlangıcına girebilmesi için davacının dere içine yapması gereken 1 m yüksekliğindeki su çevirme yerinin, davacının genel sudan yararlanma hakkı kapsamında kalıp kalmadığı da araştırılmamıştır.
Buna göre; davacının 15 numaralı parseli içindeki değirmenin çalışması için, kenarınında bulunduğu çaydan doğrudan yararlanıp yararlanamayacağı, farklı arternatiflerin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın, mecra hakkının genişliği saptanmaksızın, lehine mecra hakkı kurulan 15 sayılı parsele kadar kesintisiz devam etmek yerine aradaki 20 parsel sayılı taşınmazı atlayarak mecra tesisine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.