YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7570
KARAR NO : 2022/16440
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme ve kullanma
…
…
…
I- Sanık … hakkında sahte fatura kullanma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli ve 2015/9571 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, “sahte fatura kullanma” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, “sahte fatura kullanma” suçundan beraat kararları verilmesi,
II- Sanık … hakkında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 11.09.2019 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
III- Sanık … hakkında 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçu ile 2009, 2010, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen beraat kararları ile sanık … hakkında 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat kararlarına karşı katılan vekilinin, sanık … hakkında 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik de sanığın temyizlerinin incelenmesine gelince;
Sanık …’in savunmasında, Antalya’daki işleri takip etmesi için diğer sanık …’e vekalet ve fatura koçanları verdiğini, vergi suçu raporunda mal alındığı ya da satıldığı söylenen şirketlerin bir kısmını tanımadığını, bazıları ise gerçekten ticari ilişkisi olduğunu beyan etmesi, sanık …’ün ise, …’e vekaleten … ile iş yaptığını, yapılan işler karşılığı düzenlenmesi gereken faturadan daha yüksek miktarda faturayı …’in talimatı ile düzenlediğini, hiç yapılmamış işler için de yine onun talimatı ile fatura düzenlediğini, alacaklarını alabilmek için bu işleri yaptığını, bu işlerden …’ın faydalandığını savunması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından;
A) Sahte fatura düzenleme suçları yönünden;
1- Faturaların asılları ya da onaylı suretlerinden yeterli sayıda temin edilip sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması ve kendilerin ait olmadığını söylemeleri halinde sanıklardan temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
2- Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
3- Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
4- Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
B) Sanık … hakkında sahte fatura kullanma suçu yönünden;
1- Suçlara konu olan faturaları düzenleyen mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi,
2- Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
3- Faturaları düzenleyen şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdiklerinin, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların verilmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
4- Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturaları düzenleyen mükelleflere ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin; sanığın şirketine ait yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi, daha sonra, faturaları düzenleyen mükellefler ile sanığın şirketine ait ticari defterler ve belgeler üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hükümler kurulması,
C) Kabule göre de;
1- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi uyarınca tayin olunan 3 yıl 9 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması esnasında sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün yerine, “2 yıl 13 ay 15 gün” olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
2- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
3- Beraat kararları verilen suçların sübutu halinde ve sanık … hakkında ise 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 maddesinin 3,4,5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık …’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, Sanık … hakkında sahte fatura kullanma, sanık … hakkında sahte fatrua düzenleme ve kullanma suçlarından kurulan hükümlerin diğer yönleri incelenmeden, sanık … hakkında sahte fatura düzenleme, sanık … hakkında ise sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından kurulan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.10.2022 tarihinde 2009 takvim yılında sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarından açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle düşmesi gerektiğine dair Başkan Vekili …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. (M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 19/10/2022 tarihli, ilamındaki hükümlerin tamamının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle kısmen katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir.
İnceleme konusu yerel mahkeme kararında sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemleri ile ilgili olarak sanık hakkında birden fazla takvim yılına (2009, 2010, 2011, 2012, 2013 takvim yılları) ilişkin ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmaktadır.
Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.”
Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “… zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden… işlemeye başlar.”
Yerel mahkemece sanığın birden fazla takvim yılına ilişkin sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş olup, inceleme tarihi itibariyle bazı takvim yılına ilişkin suçlardan açılan kamu davalarının yasada öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddeleri uyarınca düşürülmesi zorunludur.
Sanığa atılı sahte fatura düzenleme ve kullanma suçuna öngörülen olağan zamanaşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise TCK’nin 67/4 maddesine göre 12 yıldır.
TCK’nin 43/1 maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( TANER, Fahri Gökçen, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; KUNTER, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca TAŞDEMİR Kubilay, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134)
TCK’nin 66/6. Maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir.
Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6. maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir.
Bu açıklamalar ışığında inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı gerçekleşen (2009 takvim yılında sahte fatura kullanma ve düzenleme suçlarından açılan) kamu davalarının düşürülmesi gerekir. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun hükümlerin tamamının bozulması yönündeki düşüncesine katılmıyorum. 19/10/2022
…
11. Ceza Dairesi Üyesi