YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1181
KARAR NO : 2007/2473
KARAR TARİHİ : 09.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 729.maddesine dayalı temliken tescil, olmadığı takdirde arazi üzerindeki zeytin ve diğer meyve ağaçları bedelinin tahsilini ve 2005 yılı zeytin mahsulü zararının ödetilmesi istemleriyle açılmıştır.
Mahkemece temliken tescil ve mahsul zararı kalemlerine ilişkin davacı istemi reddedilmiş, ağaçların bedeli olarak saptanan 14.680.00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş,
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Dava konusu 498 parsel sayılı taşınmazın tapulama tespiti 1982 yılında yapılmıştır. Taşınmazın tesbit maliki … …’dır. 498 parsel 21.10.1985 tarihinde … …’e onun satışı suretiyle İbrahim Ruhut’a temlik edilmiş, davalı … 16.5.1991 tarihinde taşınmazı tapuda satın almıştır.
Kural olarak, bir arz parçasına malik olan kişi üzerindeki yapılar, bitkiler ve kaynaklarında maliki sayılır. Ancak yasa koyucu Türk Medeni Kanunun 718.maddesinde öngörülen bu kurala bazı sınırlamalar getirmiş, koşullar gerçekleşmişse yerine göre zemin ile zeminin üzerindeki yapılar, bitkiler ve kaynaklar arasındaki bağlantının kesilebileceğini, eğer mülk edinebilme koşulları varsa zeminin üzerinde bulunan ağaçlar sebebiyle ağaç sahibinin ağaçların kapsadığı alanın adına tescil talebinde bulunabileceğini kabul etmiştir.
Davacının temliken tescil isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 729.maddesidir. Bu maddenin yaptığı gönderme sebebiyle olaya kendi malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin Yasa hükümlerinin de uygulanması gerekecektir.
Dikilen ağaçlar nedeniyle bir kimsenin mülkiyet aktarımı istemesi için öncelikle o ağaçlarla arazi parçasının bütünleşmesi, dikilen ağaçların ağaç sahibi tarafından iyiniyetli yani mülkiyetin ilerde kendine geçeceği inancıyla dikmiş olması, dikilen ağaçlar bedelinin zemin bedelinden daha fazla değer taşıması iptal edilecek zemin bedelinin de ağaç sahibi tarafından önceden ödenmiş olması veya ona ödenmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesi gerekir.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir sorun da dikilen ağaçlar sahibine Yasanın tanıdığı bu hakkın şahsi hak olmasıdır. Borçlar Hukukunda kural olarak sözleşmeden doğan borçlar sözleşmenin taraflarınca yerine getirilir. Şayet, hasım taraf sözleşmenin tarafı değilse ondan Yasada öngörülen dışında bir talepte bulunulamaz. Bu özelliği gereği şahsi hak sadece taraf olanlara karşı ileri sürülebilen haklardandır.
Somut olayda, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerine zeytin ve diğer meyve ağaçları tapulamanın yapıldığı 1982 yılından sonra dikildiğinden ve davalı dava konusu 498 parseli birden fazla mülkiyet değişikliğinden sonra 16.05.1991 tarihinde edindiğinden davacı şahsi hakkını ancak ağaçların dikildiği tarihlerde malik kim ise ona yada onun haleflerine karşı kullanabilir. Davalıya karşı açılan davada ne Türk Medeni Kanunun 729.maddesinden yararlanılarak temliken tescil ve ne de dikilen ağaçlardan ötürü tazminat talebinde bulunulamaz. Olayda davacı, yapılan temlik işlemlerinin kendisini kişisel haktan mahrum bırakmak kastı ile el ve işbirliği içinde yapıldığını da iddia etmediğinden ve davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat talebinde bulunabileceği hasmı taşınmaza ağaçların dikildiği zamandaki maliki olduğundan davacının ağaç bedellerinin tahsili istemine ilişkin talebinin de reddi yerine hüküm altına alınması doğru olmamış kararın bozulması gerektirmiştir.
Kabule göre de; temliken tescil davalarında dava konusu olan yapıların veya dikilen ağaçların kapsadığı zemindir. Bilirkişilerce zeminin değeri 3.717.00 YTL olarak saptanmıştır. Bundan ayrı mahsul bedeli zararı olarak da
3.712.00 YTL istendiğinden davalı yararına hükmedilecek avukatlık ücreti bunların toplamı üzerinden hesaplanacak nisbi avukatlık parasıdır. Mahkemece bu olgunun da gözden kaçılması suretiyle nisbi yerine maktu avukatlık ücreti takdiri yasaya uygun düşmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bent uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 9.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.