YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11254
KARAR NO : 2006/893
KARAR TARİHİ : 06.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.4.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … mirasçısı …tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bi r irtifak hakkı olmakl a birlikte, özünü komşuluk hukukundan
./..
2005/11254-2006/893
alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; Dava konusu 105 parsel maliki … ‘nın dosya içerisindeki nüfus kaydı ve veraset belgesine göre 15.7.1997 tarihinde öldüğü, dava 29.4.2004 tarihinde açıldığından bu davalının dava tarihinde ölü olduğu, 4.5.1978 tarih ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre ölü kişi aleyhine dava açılamıyacağından ve mirasçılarının davaya dahil edilmek suretiyle davaya devam edilmesi de mümkün olmadığından davanın taraf teşkili yönünden reddi gerekir ise de, davanın mahiyeti gereği … mirasçıları hakkında ayrı bir dava açılarak bu dava ile birleştirildikten sonra yargılamaya devam edilmesi,
Geçit hakkı davalarında amaç yola cephesi olmayan taşınmazın
./…
2005/11254-2006/893
en uygun yerden yola ulaştırılmasıdır. Bu yol saptanırken de taraf iradelerinden daha çok, taşınmaz başında yapılacak keşifte taraf yararları ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek tüm alternatifler değerlendirilmeli ve bunlardan en uygun güzergah geçit için esas alınmalıdır. Geçit için hüküm kurulan güneydeki 96 parseli takip eden 97 parsel maliki hakkında dava açılmasına rağmen bu parselin tercih edilmeme sebebi gösterilmeden daha küçük alan 105 parselden geçit kurulması,
Yukarıda açıklandığı üzere geçit kurulan yerin genişliğinin (emsallerine göre 2,5-3 metre) olması gerekir. Genişliği krokide yazılmayan ve infazda tereddüt yaratacak şekilde düzenlenen 20.5.2005 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre geçit kurulması,
Kabule göre de, davanın niteliği gereğince yargılama harç ve giderleri davacı üzerinde bırakılmalı, davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemelidir.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 6.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.