YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11997
KARAR NO : 2006/14395
KARAR TARİHİ : 04.12.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.11.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, adlarına kayıtlı 160 parsel üzerindeki duvarın davalı tarafından yıkıldığını, ağaçların kesildiğini, taşınmaz üzerine taşların bırakıldığını bu şekilde yapılan elatmanın önlenmesi ve uğradıkları zararın tazminine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kabulüne, davalının elatmasının önlenmesine 2.170 YTL tazminatın davalıdan alınmasına karar …, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 160 parsele köy karar defterinde 03.09.2004 tarihli karar alınarak elatıldığı anlaşıldığından davanın Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılmasında ve hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre taşınmaza elatıldığı da sabittir. Ancak, davacılardan … … 23.08.2005 tarihli dilekçe ile davasını takip etmeyeceğini bildirmiş diğer davacı … … 19.07.2005 tarihli celsede davasından vazgeçtiğini söylemiş olmasına rağmen bu davacılar hakkındaki istemlerin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Davasını takip etmeyen davacı hakkında HUMK.nun 409. maddesi uyarınca işlem yapılması, davadan vazgeçen davacının davasının reddine karar verilmesi gerekir. Bunların mahkemece dikkate alınmaması hükmün bozulmasını gerektirir.
Öte yandan, özellikle davacı … …’ın mahkemede verdiği ifadesi, bunu doğrulayan tanık … …’ın 02.05.2005 tarihli celsedeki beyanı ile davalı tanıklarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere 160 parsele yol çalışmaları sırasında paydaşların tümünün rızaları sonucu elatılarak zarar meydana gelmiştir. Böylece davalının taşınmaza elatması, tarafların rızaları alınarak yapıldığından hukuka aykırı değildir. Davacılar halen devam eden elatmanın giderilmesini isteyebilirler davalı tazminattan sorumlu tutulamaz. Mahkemece davacıların tazminat isteminin kabulüne karar vekilmesi de doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, dava dilekçesinde dava değeri 2.000.000.000 TL gösterilmiş dava harcı bu miktar üzerinden alınmıştır. Dava değerinin ne kadarı elatmanın önlenmesi için ne kadarı kazminat için olduğu belirtilmemiş, mahkemece davacıya bu konuda açıklamada yaptırılmamıştır. HUMK.nun 74. maddesine göre hakim istekten fazlasına hüküm veremeyeceği halde, toplam dava değerini aşacak şekilde 2170 YTL tazminatın davalıdan alınmasına hüküm kurulmuştur.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin usul ve yasaya aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.