YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10849
KARAR NO : 2006/737
KARAR TARİHİ : 02.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili tarafından, davalı …Küçük Sanayi Sitesi Konut Yapı Koop.Başkanlığı aleyhine 1.10.2002 gününde verilen dilekçe ile yola elatmanın önlenmesi kal ve geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi
./..
-2-
2005/10849-2006/737
araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidi
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda, davacı 39 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya ait taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece, davalıların kendi taşınmazlarında masrafını da karşılayarak yol açtıkları, buradan davacının yararlanmasına izin vermek zorunda olmadıkları davacının Hazineye ait taşınmazlardan yol olarak yararlanabileceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığı, sınırında Hazinenin özel mülkü olan yerlerinde bulunduğu sabittir. Davacıyı, Hazinenin özel mülkünden üzerinde geçit hakkı tesis edilmeden geçmeye zorlamak onun ilerde elatmanın önlenmesi davası ile karşılaşması riskini taşıyacaktır. Davacı yasal yollardan genel yola ulaşma hakkına kavuşmak istemektedir.
./…
-3-
2005/10849-2006/737
Davacının geçit hakkı istediği yer, davalı kooperatifin sanayi sitesi için projeye göre açıp kullandığı yerdir. Bu yol fiilen mevcut olup, hukuki olarak yola terki veya imar uygulaması ile resmi nitelik kazanmamıştır. Resmen açılmamış olsa bile fiilen kullanılan yolların geçit hakkı tesisinde öncelikle değerlendirilmesinde yarar vardır. Mahkemece davacını yol olarak kullanabileceği kabul edilen Hazine taşınmazı üzerindeki Kedaş trafosu çalışanlarının da davalının açtığı yoldan yararlandıkları da anlaşılmaktadır. Davalının kendi emeği ve parası ile yolu açmış olması bu yerden komşu taşınmazlar yararına geçit hakkı tesisine engel teşkil etmez. Kaldı ki taşınmaza geçit nedeniyle yükletilen külfetin bedeli de ödendikten sonra geçit hakkı tesisine karar verilmektedir. Açıklanan tüm bu hususlar gözetilerek, davacı taşınmazı yararına, fiilen açılmış ve henüz, imar uygulaması ile resmi nitelik kazanmamış yoldan, geçit hakkı kurulması gerektiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 2.2.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Üye
…