Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/79 E. 2022/10489 K. 19.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/79
KARAR NO : 2022/10489
KARAR TARİHİ : 19.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 20/10/2021 Perşembe günü davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. …geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya ikmal edildikten sonra tekrar gelmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; kaza tarihi itibariyle trafik sigortası olmayan aracın davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp en az % 20 oranında malul kaldığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 17/11/2020 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 90.282,40 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusur ve maluliyete itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davacının, davalıya başvurusu sırasında sunduğu maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı, gerekli belgelerle davadan önce sigortacıya başvurunun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine dair verilen karara, davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti’nce, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kabulüne ve 90.282,40 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının 22/11/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davaya konu kazaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasında davacının karşı sürücüden şikayetçi olmamasının (soruşturmanın uzlaşmayla değil, şikayetçi olmama nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı da dikkate alındığında), tazminat haklarını bertaraf etmeyecek olmasına; davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre belirleyen 03/11/2020 tarihli uzman doktor bilirkişi heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine; davacının müterafik kusurlu sayılmasını gerektirecek somut neden bulunmadığından, tazminattan bu nedenle indirim yapılmayışının yerinde görülmesine; davalının temerrüt tarihinin usulünce belirlenmiş olmasına göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK’nın 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı ile trafik sigortasız karşı araç sürücüsünün kazadaki kusur durumlarının belirlenmesi bakımından herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadığı; kaza tespit tutanağında karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı ve bu tutanağın aksine delil de bulunmadığı gerekçesiyle tam kusur üzerinden hesap edilen tazminatın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Kaza tespit tutanağında; davalıya husumet yöneltilmesine yol açan trafik sigortasız… plakalı aracın, yerleşim yeri içindeki kontrolsüz kavşağa giriş yapmasından sonra, kavşağa sağından giriş yapmış olan davacının idaresindeki araca kavşak orta alanı üzerinde çarpmasıyla kazanın oluştuğu, sigortasız araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliği kuralına uymama nedeniyle asli kusurlu ve davacının kusursuz olduğu tespiti yapılmıştır. Ancak; bu tutanakta, kaza yerinin yerleşim yeri içindeki kontrolsüz dörtlü kavşak olduğu; sigortasız aracın seyrettiği yol bölümünün çift yönlü trafiğe açık ve toplam 9 metre genişlikte düz yol olduğu tespitlerinin de yapıldığı görülmektedir. Ayrıca, davacının çift yönlü trafiğin bulunduğu kavşak koluna giriş yaptığı ve yolun (sigortasız aracın geldiği yöne ait) bir bölümünü geçtikten sonra, diğer yönden gelen trafiği kontrol etmek için durduğu esnada, sigortasız aracın çarpmasına maruz kaldığını beyan ettiği de dosyadan anlaşılmaktadır.
Tutanaktaki bu tespitler ve kazanın oluş biçimine göre, yerleşim yeri içinde ve kontrolsüz kavşak bağlantısı da olan yolda seyreden davacının daha dikkatli olması, kavşak bağlantı noktasına yaklaşırken hızını düşürmesi ve girdiği kavşak alanının çift yönlü trafiğe açık olduğunu dikkate alıp, her iki yol bölümündeki trafiği de kontrol ederek kavşağa giriş yapmasının gerekip gerekmeyeceği; bu ihtimalde dahi bu kazanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve davacının hızı ve kavşağa giriş biçiminin kazada etkisi olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Bahsedilen bu tespitlerin yapılması ise, uzman bilirkişiden kusur konusunda rapor alınmasını gerektirdiğinden, İHH kararı eksik incelemeye dayanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile saptanan olay yeri özellikleri dikkate alınarak kazada davacının da kusuru bulunup bulunmadığı hususunda gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.