YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3901
KARAR NO : 2022/18963
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
…
5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 30.04.2015 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 03.08.2018 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1-İlk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK’nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu hükmün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise CMK’nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
2-Defter ve belge gizleme suçunun oluşabilmesi için, “varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit…” olan defter ve belgelerin, saklama zorunluluğu olan 5 yıllık süre içerisinde usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen vergi incelemesi için yetkili memura ibraz edilmemesinin gerekli olduğu, bununla birlikte 213 sayılı VUK’nin 139. maddesinde, vergi incelemesinin esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılacağı, ancak iş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılmasının imkansız olması veya mükellef ve vergi sorumlularının istemeleri halinde incelemenin dairede yapılabileceğinin belirtilmesi nedeniyle, incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerin bulunup bulunmadığının önceden belirlenmesinin gerekli olduğu anlaşılmakla; 05.09.2013 tarihli ve 2013-A-2045/26 sayılı vergi suçu raporunda yer alan tespitlere göre, isteme yazısının 04.03.2013 tarihinde iş yeri adresinde sanığa tebliğ edildiğinin bildirilmesi ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-1 Denetim Daire Başkanlığı‘nın 01.12.2012 tarihli yazısında “…iş yerinin müsait olduğuna ilişkin, aynı süre içinde Grup Başkanlığımıza yazılı olarak herhangi bir talepte bulunulmamıştır. İş bu nedenlerle inceleme mükellefin iş yerinde yapılamamıştır.“ şeklindeki cevabi yazısı ile dosya kapsamına göre sanığın defter ve belgelerini istem tarihi itibariyle ibraz edebilecek durumda olup olmadığı hususunun dosya kapsamından anlaşılamaması karşısında, suçun unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; sanığın savunması alınarak istem tarihi itibariyle defter ve belgelerini ibraz edebilecek durumda olup olmadığının belirlenmesi ile sanığın talepte bulunmaması hususu dışında, VUK’nin 139/2. maddesindeki incelemenin dairede yapılmasına imkan veren istisnalardan birisinin varlığının, tebligat tarihinden önce tespit edilip edilmediğinin vergi dairesinden sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
3-Suçun sübutu halinde; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK’nin 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 14.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.