YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2423
KARAR NO : 2022/14068
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 08/02/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 21/04/2017 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda,22/11/2017 tarihli ve 2017/2601 soruşturma, 2017/91 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanunun 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edilmediği, 22/11/2017 tarihinde infazı için Rize Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Rize Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi ve 29/07/2018 tarihinde yeniden aynı nev’iden suçu işlemesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 22/01/2019 tarihli ve 2018/7390 soruşturma, 2019/159 esas, 2019/139 sayılı iddianamesi ile Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3- Yine sanığın 31/07/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 09/08/2019 tarihli ve 2018/5256 soruşturma, 2019/1566 esas, 2019/1302 sayılı iddianamesi ile Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/86 sayılı kararı ile davanın Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/160 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
4- Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Uyuşturucu madde kullanmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/11/2017 tarihli ve 2017/2601 soruşturma, 2017/91 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde tekrar uyuşturucu madde kullanması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ilâmında “…Somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği,
Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edildiği ancak bu aşamada da şüpheliye erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığı ve TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğu gerekçesiyle dava açılarak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da,
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi de usulsüz olduğundan, bu kararın şüpheli tarafından öğrenilmiş olmasına rağmen, kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir.
Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiğinden “durma” kararı verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerindedir. …” şeklinde belirtildiği üzere,
Somut olayda, şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, şüpheli hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/11/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gibi anılan kararın kesin olarak verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında, 21/04/2017 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 22/11/2017 tarihli ve 2017/2601 soruşturma, 2017/91 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın
verildiği, şüphelinin erteleme süresi içerisinde tekrar uyuşturucu madde kullanması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK’nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/11/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye tebliğ edilmediği, anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı,bu nedenle kesinleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma” kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Dosya içeriği, adli sicil kaydı ve sanığın UYAP’ta kayıtlı dosyalarının incelenmesinde, 22/11/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben ihlal nedeniyle 22/01/2019 tarihli iddianame ile Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Henüz şüpheli hakkında erteleme kararı verilmeden ve dava açılmadan önce 17/07/2017 tarihli eylem nedeniyle Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 09/08/2019 tarihli ve 2019/5269 soruşturma, 2019/1568 esas, 2019/1303 sayılı iddianamesi ile Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/537 esas, 2019/395 sayılı kararı ile durma kararı verildiği,
Yine 26/07/2018 tarihli eylem nedeniyle Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 09/08/2019 tarihli ve 2018/5209 soruşturma, 2019/1564 esas, 2019/1300 sayılı iddianamesi ile Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2020 tarihli ve 2020/92 esas, 2020/167 sayılı kararı ile, eylemin erteleme karraının ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği,
Sanığın 13/08/2019 tarihli aynı nev’iden eylemi nedeniyle Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 17/10/2019 tarihli ve 2019/5290 soruşturma, 2019/2130 esas, 2019/1813
sayılı iddianamesi ile Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli ve 2019/774 esas, 2021/640 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20/01/2022 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/160 esas, 2020/517 sayılı kararının kanun yararına bozulması ve mahkemesince durma kararı verilmesi halinde, TCK’nın 191/6.maddesi gereğince doğrudan açılan kamu davalarında, erteleme kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi ve şüpheliye tebliğ edilmemesi nedeniyle kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartının gerçekleşmediği, doğrudan açılan kamu davalarında durma kararı verilmesi gerektiği, bu bağlamda istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli ve 2019/774 esas, 2021/640 sayılı mahkûmiyet kararının da kanun yararına bozulması gerektiği anlaşıldığından;
Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli ve 2019/774 esas,2021/640 sayılı kararına karşı da belirtilen gerekçe ile, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
D-) Karar :
Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. maddesi gereğince “durma” kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli ve 2019/774 esas, 2021/640 sayılı kararına karşı da kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
28/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.