Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/856 E. 2007/1405 K. 19.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/856
KARAR NO : 2007/1405
KARAR TARİHİ : 19.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.01.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın ve bu dava ile birleştirilen 2005/9 Esas, 2005/10 Esas ve 2005/11 Esas sayılı davaların ayrı ayrı kabulüne dair verilen 03.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleştirilen davalarda kayıtlarda geçen «… Valide …» Vakfına ait şerhin terkini istenmiştir.
Mahkemece tapu kayıtlarına vakıf şerhi 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra yazıldığı gibi esasen … Valide … Vakfı gayrisahih vakıflardan olduğundan, dava kabul edilmiş,
Kararı davalı … temyiz etmiştir.
Gerek asıl, gerekse birleştirilen dava dosyalarında çekişme konusu yapılan parseller 1157 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir. 1157 parsel açılan dava nedeniyle özel orman niteliğinde tapuya 1987 yılında tescil edilmiştir. Kayıtlardaki vakıf şerhi ise 28.10.1994 tarihinde konulduğundan, orta yerde hak düşürücü süre yoktur. Mahkemenin hak düşürücü sürenin varlığından da bahisle davayı kabul etmesi yasal değildir.
Davalı … Müdürlüğünün diğer temyiz itirazlarına gelince;
Burada öncelikle eski hukukumuzda kaynağını Arazi Kanununun 4. maddesinden alan ve vakıfları mülkiyet hakkının devredilip edilmemesine göre vakfın nitelik bakımdan ayıran iki türünden bahsetmek yerinde olacaktır.
Bunlardan ilki, sahih vakıflardır. … … aynı anda akara tahsisli gelirlerinden yararlanılan vakıf türüdür. … vakıflarda getirdikleri gelirlere göre ya mukataalı vakıf veyahutta icareteynli … olarak ayrıma tabi tutulur.
Diğeri ise, sahih olmayan … yani tahsis ve irsat kabilinden gayrisahih vakıflardır. Bunlar padişah ya da onun izin verdiği kişiler tarafından miri arazi türü denen arazi üzerinde meydana getirilen vakıflardır.
Arazi Kanunnamesinde miri araziler, kadim köy ve kasabaların tümüyle dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koru veya benzeri yerler olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzere sahih vakıfların konusunu kadim köy kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar teşkil etmekte iken sahih olmayan vakıfların konusunu anılan kadim yerleşim birimlerinin tümüyle dışında kalan miri yani Devlete ait araziler teşkil etmektedir.
Uygulama ve doktirinde vergi ve resimlerin (aşar ve rusumatın) bir hayır cemiyetine tahsis edildiği vakıflarda her ne kadar 2762 sayılı … Yasanın 27. maddesinde sahih olmayan … yönünden tam bir açıklık bulunmamakta ise de; taviz bedeli alınamaması gerektiğinde tam bir birlik vardır. Açıkçası vakıfların taviz bedeli alınarak mülkiyetini mutasarrıfına terk edeceği vakıf türleri sahih vakıflardır. Gayrisahih olan vakıf türlerinde … İdaresinin taviz bedeli istemesine olanak bulunmadığından … Genel Müdürlüğünün dava açarak sahih olmayan bir vakfa ait şerhin tapu siciline işlenmesini istemesinde de hukuki yararı yoktur.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkartılması doğru olmaz. O yüzden incelemenin keşfen yapılması taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, … Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece tüm bu hususlar bir yana bırakılarak hak düşürücü sürenin geçirildiğinden ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda vakfın sahih olmayan bir vakfa ait olduğundan bahisle davayı reddetmiş olması doğru olmamış, eksik inceleme araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; 2005/10 sayılı birleştirilen dava dosyasında davacı Fatma Nazar Ağar’ın 93 ada 1 parselle ilgili birleştirilen 2005/11 Esas sayılı dosyada ise, davacı İbrahim … Edik’in 32 ada 1, 37 ada 1, 40ada 1, 41 ada 1, 42 ada 1, 55 ada 1, 217 ada 1, 233 ada 1 ve 235 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili talep ve davası yokken istem varmışcasına bu parsellerden de vakıf şerhinin terkini doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.02.207 gününde oybirliği ile karar verildi.