Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2007/815 E. 2007/1197 K. 01.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/815
KARAR NO : 2007/1197
KARAR TARİHİ : 01.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ve …., ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … 4. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 13.06.2006 gün ve 149/367 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 146 ada 645 parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile miras yolu ile intikal, paylaşım ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeni ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın aşırı meyilli, ziraat arazisi niteliği bulunmayan, 1983 tarihli hava fotoğraflarında sınırları belli olmayan, uzun yıllar önce terk edilmiş yerlerden olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz 14.2.2001 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında öncesi itibariyle … ve … zilyetliği altındaki yer ise de 1975 yılında yerin terk edilmesiyle ham toprak haline geldiği açıklanarak ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, dava konusu yerin davacıların babası … Erciyes tarafından 1963 yılından ölene kadar davasız ve aralıksız tarım arazisi olarak tasarruf edildiğini, …’nin ölümüyle yapılan paylaşımda davacılara kaldığını, davacılarında babaları gibi tasarrufta bulunduklarını, ancak yerin verimsiz bir yer olması nedeniyle bazı seneler ekilmeyerek nadasa bırakıldığını, uzun süreli bir terk olayının söz konusu olmadığını bildirmişlerdir. Zirai bilirkişi 30.4.2006 günlü raporunda taşınmazın %20 meyilli, toprak derinliği fazla 3. sınıf tarım arazisi olduğunu açıkladıktan sonra yeni sürülen bu yerin uzun seneler kullanılmayan su erozyonuna müsait büyüklükte ekonomik olarak tarla ziraati yapılan bir yer olmadığını, çevrede mera bitkileriyle kaplı arazilerin bulunduğunu açıklamış, fenni bilirkişi de 24.4.2006 günlü raporunda taşınmazın ekilip sürülen bir yer olup olmadığını açıklamaksızın sadece 1983 yılında değerlendirilen hava fotoğrafına göre doğu, batı ve kuzey hudutlarının çıkmadığını bildirmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın terk edildiğini söyleyen bulunmadığı gibi,bir yerin ne kadar süre ile ekilip biçildiği maddi olaylardan olup yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile açıklığa kavuşturulur. Maddi olay olan ekilip sürülme süresi zirai bilirkişiler tarafından belirlenemez. Bir yerin çok büyük olmaması da ekonomik olarak üzerinde tarımsal faaliyet yapılamayacağını göstermez. Dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 644 ve 681 parseller hükmen, 646 parsel ise belgesiz zilyetliğe dayanılarak tarla niteliğiyle gerçek kişiler adına 641 parsel de dava konusu yer gibi Hazine adına tescil edilmiş yerlerdir. Görüldüğü gibi dava konusu yerin etrafında mera niteliği ile tespit edilmiş taşınmaz bulunmamaktadır. Dolayısıyla mahkemece yeterli olmayan, kendi içinde çelişik, denetlenemeyen ve doğrulanamayan bilirkişi raporlarına dayanılarak davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş taşınmazın çevresindeki komşu parsellerin tesciline kaynak oluşturan dava dosyalarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması, tespit tarihinden geriye doğru en az 20 sene öncesine ait hava fotoğrafları ve topografik haritalar getirtilerek tarafların iddia ve savunmaları ile yukarıda anlatılan hususlar çerçevesinde yeniden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yerel, teknik ve zirai bilirkişi huzuru ile keşif yapılarak getirtilen belgelere göre taşınmazın niteliğinin ne olduğu, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığının kesin olarak belirlenmesine çalışılması, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı saptanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 01.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.