Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/3983 E. 2022/18351 K. 02.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3983
KARAR NO : 2022/18351
KARAR TARİHİ : 02.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

1- Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/236 Esas sayılı birleşen davanın dayanağı olan 07.04.2015 tarih ve 2015/193 sayılı iddianameye konu dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanığın savunmasında, eczane adına düzenlenen senetlere katılanın rızası ile imza attığını beyan etmesi, senetlerin verildiği … A.Ş yetkilisi … ’ün de 4 yıldır söz konusu eczane ile ticari ilişkilerinin olduğunu, bu süre zarfında her zaman senetle çalıştıklarını, daha önce bir sorun olmadığını beyan etmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı göz önünde bulundurulduğunda; ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı da dikkate alınarak, sanığın daha önceden benzer nitelikte senet imzalayıp imzalamadığının, imzalamış olması halinde ödenip ödenmediğinin, bunlarla ilgili olarak yapılan yargılamalar ya da icra takiplerinde imzaya itiraz edilip edilmediğinin araştırılması ve sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi, yine tanık …’ün beyanına başvurularak suça konu senetlerin önceden doğan borç karşılığında mı yoksa ticari ilişki sırasında mı verildiği hususunun tespit edilmesi ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
3- Kabule göre de;
a) 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği, ancak somut olayda sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulan resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, sanığa isnat edilen dolandırıcılık suçunun ise …’e karşı işlendiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen suçların mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla; hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen temel cezanın TCK’nin 43. maddesi uyarınca artırılması sırasında, cezaların sırasıyla “1 yıl 10 ay 15 gün” ve “2 yıl 6 ay” olarak belirlenmesi gerekirken, “1 yıl 10 ay 16 gün” ve “2 yıl 6 ay 2 gün” olarak yanlış belirlenmesi,
c) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.