YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16725
KARAR NO : 2022/14309
KARAR TARİHİ : 13.09.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA, 13.09.2022 tarihinde sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 158/1-f son maddesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK’nin 226/1 ve devamı maddeleri uyarınca ek savunma hakkının kısıtlanmış olduğu yönünde Başkanvekili …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla, diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 13.09.2022 tarihli, 2021/16725 Esas ve 2022/14309 Karar sayılı sanık … hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) TARTIŞMANIN KONUSU:
… çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 158/1-f. maddesi sevkiyle kamu davası açılırken iddianamede aynı maddenin son fıkrasına yer verilmemesi halinde TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanması ihtimali binaen CMK’nin 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
B) İDDİA:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 08/05/2014 tarih 2014/10026-560 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle TCK’nin 204/1, 158/1-f maddeleri sevkiyle kamu davası açılmıştır.
C) YARGILAMA SÜRECİ:
Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 12/12/2014 tarihli, 2014/266 Esas ve 2014/493 Karar sayı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yanında TCK’nin 158/1-f, 62, 52, maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 40.000,00 TL APC ile cezalandırılması karar verilmiştir.
Anılan yargılamada TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanmasına binaen ek savunma verilmediği gibi hükümde de son fıkraya temas edilmemiş ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında da 158/1-f, son maddesine yer verilmemiştir.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME:
1- Sanığın eylemi TCK’nin 158/1-f bendinde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçu olarak tanımlanmıştır.
Anılan bentte sadece fiilin tanımına yer verilmiş, fiile tertip edilen ceza ise aynı maddenin son fıkrasında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiş; ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
2- CMK’nin 226/1. maddesinde; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez şeklinde düzenlemeye yer verilirken 2. fıkrasında ise; cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. Dolayısıyla dava açan belgede (mahkemece kabulüne karar verilmiş iddianame) hem suçun adı, hem eylemi oluşturan olaylar hem de eyleme uygulanacak yasa maddelerinin açık ve duraksamaya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunludur.
İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline yol açar.
Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir.
Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nin 225 … maddesinin 2 nci fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nin “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ncı maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma hakkı” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Yukarıda içeriği belirtilen iddianamede TCK’nin 158/1-f maddesinde tanımlanan atılı fiil belirtilmiş, ancak bu fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezası miktarlarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
Dolayısıyla sanık iddianamede belirtilen sevk maddesi kapsamında kendisine atılı fiili öğrenmekte buna karşılık fiilin yaptırımını teşkil eden cezalar konusunda hiç bilgilendirilmemiştir. Bu noksanlığın CMK 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilerek tamamlanması gerekirken göz ardı edilerek hüküm kurulmuştur.
F) SONUÇ:
TCK’nin 158/1-f, son fıkrasının iddianamede yer almaması, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında da ifade edilmemiş olması karşısında, ek savunma da alınmaksızın cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı görüşünde olduğumdan … çoğunluğun nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 13.09.2022