YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7751
KARAR NO : 2007/13602
KARAR TARİHİ : 06.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.6.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın tazminat isteği yönünden kabulüne dair verilen 13.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.11.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 8.12.1999 günlü adi yazılı sözleşme ile yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek satışa konu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı gerçekte davacının dava dışı … ’ın tapuda malik olduğu 1204 ada 19 parsel üzerine inşaat yapmak üzere kooperatif kurduğunu, başarılı olmaması üzerine işi yüklenici olarak kendisine temlik ettiğini, 8.12.1999 tarihli sözleşmenin yapılan bu temlik sebebiyle düzenlendiğini savunmuştur.
Mahkemece 1204 ada 19 parsel üzerindeki yapının A Blok 5.katında bulunan 15, 16 ve 17 numaralı bağımsız bölüm malikinin dava dışı … , 18 numaralı bağımsız bölümün yine dava dışı … adına kayıtlı olduğundan tapu iptali tescil talebinin reddine, istekle bağlı kalınarak bağımsız bölüm rayiç bedelinden 30.000,00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Gerçekten, 1204 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan yapıda kat irtifakı kurulmuştur. Tesis olunan kat irtifakına göre de, 15, 16, 17 ve 18 numaralı bağımsız bölümler tapuda davalı adına değil dava dışı kişiler adına kayıtlıdır. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde davalı ile yapılan 8.12.1999 tarihli sözleşmede davalının yüklenici sıfatı bulunduğunu iddia etmektedir. Sözleşme konusu bağımsız bölümde konut niteliğindedir. Ancak, davalının satış işlemindeki gerçek sıfatının ne olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır. 30.9.19998 tarih 1987/2-1988/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereğince davalının yaptığı satışta yüklenici sıfatı bulunmakta ise satış yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmamış olsa bile yükleniciden bağımsız bölüm satımı konusunda temlik sözleşmesi olması halinde alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satışının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet nakline yanaşmaması halinde olayın özelliğine göre bu tür satışların hukuki sonuç sağlayacağı ve koşulları varsa satıcıdan mülkiyet nakli talep edilebileceği kabul edilmiştir. Yeniden ve kısaca ifade etmek gerekirse, satışa konu bağımsız bölümler tapuda arsa sahibi konumundaki kişi adına kayıtlı olsa bile bu bağımsız bölümler arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede yükleniciye bırakılması kararlaştırılan yerlerden ise ve yüklenicinin bağımsız bölümü alacağın temliki hükümlerine tabi olarak üçüncü şahıs durumundaki davacıya temlikinde davacı eser sözleşmesinin hükümlerine göre taşınmazın mülkiyet aktarımını isteyebilir.
Ne var ki, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesinde yapılan tüketici ve satıcı durumundaki kişilerin açtığı davaların anılan yasanın 23.maddesi gereğince Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerekir.
O yüzden mahkemece, davacı ve davalının gerçek sıfatlarının ne olduğu, tarafların isticvabı suretiyle lüzumunda delillerde toplanarak saptanmalı, elde edilecek delillere göre 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesinde sayılan satıcı ve tüketici tanımına uyup uymadığı yönü üzerinde durulmalı, davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna ulaşılırsa aynı yerde Tüketici Mahkemesi yoksa davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile devam edilmeli, varsa görevsizlik kararı verilmelidir.
Görev husus kamu düzenine ilişkin ve mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan görev konusu açıklığa kavuşturulmadan çekişmenin esasının incelenmesi ve hüküm kurulması doğru olmamıştır. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, yukarıda bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL Yargıtay vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak yek diğerine verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 6.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.