YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5598
KARAR NO : 2022/19494
KARAR TARİHİ : 23.11.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
…
…
Sanıklar …, … ve …’nın açık kimlik ve adresleri tespit edilemeyen , ancak araştırılmalarına devam edilen …,… isimli şahıslarla birlikte atılı suçları işlemek hususunda anlaştıkları, öncelikle sanık …’in 23.08.2014 tarihinde İstanbul’da oto kiralama işi yapan … isimli şahsın … isimli araç kiralama şirketinden … adına düzenlenmiş sahte kimlik ile kiraladığı, sanık …’ın sevk ve idaresindeki … plakalı … marka araç ile 28.08.2014 günü Bursa iline geldikleri, kiraladıkları bir evde hep beraber kaldıktan sonra ertesi gün yani 29.08.2014 günü müşteki …’a ait ele geçirdikleri kimliği kullanarak… PTT Şubesine gidip … adına e-devlet şifresi aldıkları, daha sonra katılan …’a kredi başvurusunda bulunup, … adına tahsis edilen 10.363,90 TL krediyi PTT Bursa Heykel şubesinden birlikte çektikleri, yine … adına müşteki İNG Bankasına kredi talebinde bulunup İNG Banktan …’a tahsis olunan 10.000,00 TL’lik krediyi PTT Bursa … şubesinden çektikleri, her iki şubeye de girip anılan paraların kimliği tespit edilemeyen … isimli şahıs tarafından çekildiği, … isimli şahıs ile diğer sanıkların ise …’i araçta bekledikleri, akabinde Orhangazi PTT şubesinden aynı şekilde müşteki … adına T. Vakıflar Bankası T.A.O.’dan 10.000,00 TL tutarında kredi çekerek PTT görevlisi olan müşteki …’dan 9.729,20 TL kredi parasını elden aldıkları ve hep beraber İstanbul’a döndükleri, daha sonra sanık …’nın bu defa 01.09.2014 günü tekrar sanıklar …ve … ile birlikte yeniden Bursa iline geldikleri, …’tan kredi talebinde bulunup ve sanık …’in saat 09.45 sıralarında Osmangazi ilçesi Heykel PTT Şubesine gelerek mağdur … adına sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz edip 14.500,00 lira kredi çektiği, aynı gün saat 13.45 sıralarında Aktif Bank’a yapılan kredi başvurusunun kabul edilmesi üzerine … PTT Şubesine müracaat ederek yine … sahte kimliğiyle kredi çekmeye çalıştığı, orada çalışan görevlilerce durumun farkedilerek emniyete haber verilmesi ile sanıkların yakalandıkları somut olayda;
1- Sanıklar hakkında “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
A) TCK’nın 158/1-j maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun, kredi veren ilgili banka olduğu, somut olayda da Denizbank, İNGbank ve …’tan krediler çekildiği, Aktifbank tan kredi çekilmek istenirken yakalandıkları anlaşılmakla, Denizbank, İNGbank ve …’tan çekilen krediler nediniyle ayrı TCK’nın 158/1-j-son maddesinin uygulanması, Vakıfbanktan birer gün arayla kredi çekilmesi nedeniyle ayrıca TCK’nın 43.maddesinin uygulanması, Aktifbank’a yönelik eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilerek TCK’nın 158/1-j, 35. maddelerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden ve mahkemenin kararının gerekçe kısmına ilişkin 10.sayfada “dolandırıcılık suçundan her bir banka açısından AYRI AYRI ve aynı bankaya yönelik eylemleri nedeniyle TCK’nın 43.maddesi uygulanmış” denilmesine rağmen yazılı şekilde TCK’nun 43.maddesi ile birlikte tek bir uygulama yapılması,
B) Sanıkların eyleminin, kredi işlemleri sırasında Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanının kullanması nedeniyle TCK’nin 158/1-d bendinde öngörülen kamu kurumu olan Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanının kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve aynı Kanun’un 158/1-j bendinde öngörülen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 158/1-f maddesi gereğince mahkumiyet hükümleri kurulması,
C) Olayın başından itibaren birlikte hareket eden sanıklar … ve …hakkında TCK’nun 37/1. maddesiyle uygulama yapılması yerine aynı Kanun’un 39/1 maddesi delaletiyle uygulama yapılması,
D) 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu dikkate alındığında; aynı bankanın farklı şubelerinden kredi çekilmesi durumunda eylemin tek bir mağdura karşı işlenmiş kabul edileceği dikkate alınarak, UYAP sorgulamasında sanıkların … ve Kocaeli illerimizde de benzer şekilde dolandırıcılık eylemi gerçekleştirdikleri iddiası ile kamu davası açıldığının ve suç tarihleri ve ilgili bankaların aynı olduğunun anlaşılması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması, sanıkların fiillerinin her biri yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına yazılması, aynı fiiller nedeniyle açılmış dava veya verilmiş hüküm olup olmadığının belirlenmesi, farklı fiiller nedeniyle dava açılmasına rağmen aralarında zincirleme suç ilişkisinin bulunması halinde ise, mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi; zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde kesinleşen hükümlerin kapsamı dışındaki suçlar nedeniyle ek ceza verilip verilmeyeceği de tartışılarak hükümler kurulması gerektiği dikkate alınmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
E) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
F)5237 sayılı TCK’nin 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, TCK’nin 158/1-f-son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken önce 10 gün adli para cezası belirlenip her bir sanık için artırım ve indirim oranları uygulandıktan sonra günlüğü 20 TL üzerinden paraya çevrilmesi, daha sonra da sonuç cezanın haksız elde olunan yararın iki katına çıkartılması suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen verilen mahkumiyet; sanıklar …, … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan incelemede,
A- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2014 tarih ve 2014/18283 Esas sayılı iddianame içeriğinden sanıkların Aktifbank’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan eylemleri nedeni ile de dava açıldığı anlaşıldığı ve mahkeme gerekçesinde de sanıkların teşebbüs aşamasında kalan bu eylemleri teselsül halindeki diğer eylemlerine dahil edildiği halde bu bankada bulunan suça konu evraklar getirtilmeden eksik inceleme ile usule aykırı olarak karar verilmesi,
B- Sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek suça konu kimlik ve belge asıllarının getirtilerek incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, unsurlarının tam olup olmadığı, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya içerisinde bulundurulması; sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken Kriminal Polis Lab.Md’nün verdiği rapor ile yetinilmesi, sahtecilik suçuna konu kimlik ve belge asıllarının aldatıcılık niteliği olduğunun belirlenmesi durumunda başlangıçtan itibaren birlikte hareket eden sanıklar … ve …’ın da mahkumiyetlerine karar verileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
C- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; açıklanan ilkeler doğrultusunda, sanığın TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında aynı suç işleme kastıyla değişik zamanlarda birden fazla kez sahte kredi sözleşmesi tanzim ettiği iddia edilmekle ve yapılan UYAP sorgulamasında sanıkların … ve Kocaeli illerinde benzer şekilde sahtecilik fiili gerçekleştirdikleri iddiası ile kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması, sanığın fiillerinin her biri yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; sanık hakkında sahte nüfus cüzdanlarıyla kredi çekmekten dolayı resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davaların tespit edilmesi, dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına yazılması, aynı fiiller nedeniyle açılmış dava veya verilmiş hüküm olup olmadığının belirlenmesi, farklı fiiller nedeniyle dava açılmasına rağmen aralarında zincirleme suç ilişkisinin bulunması halinde ise, mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi; zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde kesinleşen hükümlerin kapsamı dışındaki suçlar nedeniyle ek ceza verilip verilmeyeceği de tartışılarak hüküm kurulması gerektiği dikkate alınmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri, katılan … vekili, katılan … vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 23.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.