Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/7585 E. 2006/8446 K. 13.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7585
KARAR NO : 2006/8446
KARAR TARİHİ : 13.07.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.3.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusuz kalması nedeniyle reddine dair verilen 18.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, oturdukları binanın havalandırma boşluğuna davalı tarafından fırın bacası yapıldığını, bunun duman, is ve kokuya neden olacağını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve bacanın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıların davacılık sıfatlarının bulunmadığını, kendisinin taşınmazda malik olduğunu savunmuştur.
Yargılama aşamasında davacılar, davalının bacayı kaldırdığını beyanla davayı takip etmeyeceklerini Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasını istemişler, davalının davayı takibi üzerine de, mahkemece davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, hükmü davacı yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi uyarınca “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” Ancak bu hakkın kullanımına bazı yasal kısıtlamalar getirilmiştir, bunlardan birisi de Kanunun “Komşu hakkı” bölümünde yer alan 737. (önceki Medeni Kanunun 661.) maddesinin “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” şeklindeki düzenlemedir. Böylece mülkiyet hakkının aşkın kullanımından zarar gören komşu aşkın kullanımın önlenmesini isteme hakkına diğer bir anlatımla davacı olma sıfatına haizdir. Davalı tarafından havalandırma boşluğuna yapılan bacadan, duman, koku ve is nedeniyle zarar gördüğünü ileri süren bina sakini davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararları bulunmaktadır.
Ancak;
Davacılar yargılama aşamasında dava konusu bacanın kaldırılması nedeniyle davayı takip etmekten vazgeçmişlerdir. Bilindiği gibi, davacının davasını takip etmekten vazgeçmesi halinde karşı tarafın davayı takip etme yetkisi vardır. Bu durumda da mahkemece, yargılamaya devamla toplanan delillere göre karar verilir.
Komşuluk hukukuna aykırı olarak yapıldığı ileri sürülen bacanın yargılama aşamasında kaldırılması nedeniyle davanın konusunun kalmadığı sabittir. Davanın konusuz kalması halinde mahkemece karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması ve dava açılmasına sebebiyet veren tarafında yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gereklidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine 13.7.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.