YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/12009
KARAR NO : 2006/1556
KARAR TARİHİ : 20.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İHBAR EDİLEN :HAZİNE
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 30.9.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy vekili davacı ve davalı köyler arasında yer alan 102 ada 122 parselin davalı köy adına mera olarak sınırlandırıldığını, bu yerin ve içinde bulunan sulağın her iki köyün müşterek malı olduğunu, davalı köyün bu kullanıma engel olduğunu ileri sürerek, çekişmeli parselin 1/2 payının iptali ile davacı köy adına tescilini ve davalı köyün elatmasının önlenmesini istemiştir.
Mahkeme, dava konusu yapılan 102 ada 122 parsel sayılı taşınmaza ait aynı köyler arasında mahkemenin 1996/26 Esas sayılı dosyası ile görülen ve sonuçlanan davanın da aynı sebebe dayanılarak açıldığı ve verilen kararın temyiz edilmeden kesinleştiği, eldeki davanın da sözü edilen dava ile tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu gerekçesiyle ve kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
HUMK.nun 237. maddesinde vurgulandığı üzere kesin hükmün varlığından sözedilebilmesi için, daha önce verilen ve kesinleşmiş olan hükme ilişkin dava ile sonradan açılan davada; tarafların, müddeabihin ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Kuşkusuz anılan üç kuralı içeren hüküm, yalnızca taraflarını bağlar ve onlar hakkında kesinlik ifade eder.
Müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Eski (kesinleşmiş) dava ile yeni davanın müddeabihlerinin aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile, yeni davanın talep sonucunu karşılaştırması gerekir. İkisi aynı ise, müddeabihlerinin aynı olduğu sonucuna varılır.
Dava sebebi ise, hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan
./..
2005/12009-2006/1556 -2-
vakıalardır. Davacı, kendisini talep sonucunda haklı gösterdiğini tahmin ettiği vakıaları bildirmekle yetinir ve bununla yükümlüdür. Hukuki sebep bildirmek zorunda değildir. Hakim, incelemesini davacının bildirdiği vakıalar üzerinde yapar ve bu vakıalara uygulanacak hukuk kuralını bulmak ve uygulamak, yani bu vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebebini) belirlemek ve uygulamak da hakimin görevidir. (HUMK md.75, 76)
Somut olaya gelince; kesin hüküm olduğu kabul edilen Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/26 Esas, 2000/149 Karar sayılı dosyasında, davacı … Muhtarlığı, davalılar … (… Köyü) muhtarlığı ve Hazine aleyhine 102 ada 122 sayılı mera parselinin kendi köylerinin hudutları içerisinde kaldığı ve … merası olduğu iddiası ile sözü edilen parselin davalı köy adına olan kaydının iptali ile davacı köy adına tescilini istemiş, yapılan yargılamada çekişme konusu meranın her iki köy tarafından kadimden beri aralarındaki sınıra göre müştereken kullanıldığının anlaşılması, bir köyün başka köyün sınırları içerisinde merasının bulunabileceği meraların tapuya tescili mümkün olmadığından, kaydının iptali ile davacı köy adına tescilinin istenemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine dair verilen kararın temyiz edilmeden 27.10.2000 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. O davada, keşif sonucu düzenlenen krokide davacı köyün 122 parselde kullandığı mera bölümü de gösterilmiştir.
Eldeki davada ise; davacı … Muhtarlığı, davalı … (… ) Köyü aleyhine 102 ada 122 parselin her iki köyün müşterek malı olması nedeniyle 1/2 payına ait kaydın iptali ile davacı köy adına tescilini, ve davalı köyün çekişmeli taşınmaza elatmasının önlenmesini istemiştir.
Bu açıklamalara göre; her iki davanın tarafları aynıdır. Ne var ki; önceki davada davacı köyün çekişmeli yere alatmanın önlenmesine karar verilmesi yönünde bir istemi olmadığı halde bu davadan, müşterek kullanımda olduğuna dair karar verilen yere önceki davadan farklı olarak davalı köyün elatmasının önlenmesini de istemektedir. Başka bir anlatımla eldeki davanın konusu ve sebebi önceki davadan farklıdır. Davacının, önceki hükmün verilmesinden sonra ortaya çıkan vakıalara dayanarak yeni bir dava açtığı anlaşılmaktadır. Böyle olunca, kesin hükümden sözetmek olanağı yoktur. o halde mahkemece işin esası incelenerek, sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, kesin hükmün varlığından sözedilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
./…
2005/12009-2006/1556 -3-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.