YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14187
KARAR NO : 2008/15295
KARAR TARİHİ : 15.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.05.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı vekili 04.05.2007 günlü dava dilekçesi ile davacının hulus ve saffetinden ve yaşından yararlanılarak dava dışı büyük oğlu … tarafından kandırılmak suretiyle tapuya götürülerek toplam 22 adet tapu kaydında davacı hisseleri üzerine davalı lehine ipotek tesis edildiğini, davacının kimseye borcu olmadığını aslında hukuki ehliyetinin de bulunmadığını iddia ederek ipotek senedinin iptalini ve tapu kayıtları üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında Türk Medeni Kanununun 856. maddesi uyarınca konulmuş bulunan ipotek şerhinin hata, hile ve ehliyetsizlik hukuki nedenlerine dayanılarak kaldırılması istemine ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre; davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin böyle bir hukuki tasarrufu yapabilecek hukuki ehliyeti bulunmadığını bildirdiği gibi Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastahanesi Baştabipliğinin 03.04.2008 tarih 5669/4-3, 174/128 sayılı kural raporunda; 03.04.2008 tarihi itibariyle davacının yapılan işlemleri anlayabilecek temyiz kudretine haiz olmadığı, işlem tarihi olan 27.03.2006 tarihi itibariyle temyiz kudretine haiz olup olmadığının tesbitinin mümkün bulunmadığı bildirilmiştir.
Türk Medeni Kanununun kişilik hukukunu düzenleyen 8. ve takip eden maddelerinde ayırt etme gücüne sahip ve kasıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin var olduğunu ayrıt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlılarının fiil ehliyetinin olmadığı kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla ayrıt etme gücü bulunmayan kişilerin fiilerinin hukuki sonuç doğurmayacağı vs. hususlar hüküm altına alınmıştır.
Türk Medeni Kanununun 405/1 maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı belirtilmiş, aynı naddenin 2. bendinde ise görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler için bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunluluğu getirilmiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece davacının 03.04.2008 tarihi itibariyle temyiz kudretine haiz olmadığına ilişkin kurul raporu nazara alınarak durumun derhal vesayet makamına bildirilerek Türk Medeni Kanununun 413. maddesi uyarınca davacıya bir vasi tayininin sağlanması ve tayin edilecek vasinin yine vasiyet makamınca davayı takibine izin verilmesinden sonra ancak vasinin huzuru ile davaya devam edilebileceği düşünülmek gerekirken temyiz kudretine sahip olmadığı anlaşılan davacının davasına devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda gösterilen nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.