YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13079
KARAR NO : 2007/14653
KARAR TARİHİ : 21.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.8.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 20.12.2005 tarihli ıslah dilekçesinde belirtildiği üzere, inanç ilişkisine dayalı tapu iptali ve taşınmazın 1/3 payının davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılardan … vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık inanç ilişkisi iddiasından kaynaklanmıştır.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi az yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun
vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış bin senet veya mektup, makina ile yazılmış fakat inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236), yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Somut olayda ise, mahkeme dinlenen tanık beyanları, yapılan keşif ve keşif neticesi tanzim olunan bilirkişi heyetinin raporunu dikkate alıp davacının davasını kabul etmiştir. Ancak;
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen gerek Dairemizce gerekse de Yüksek Hukuk Genel Kurulu tarafından kararlı biçimde uygulanan ilke uyarınca taraflar HUMK.nun 293.maddesinin öngördüğü yakınlıkta kişiler de olsa bu tür iddialar resmi işleme karşı ileri sürüldüğünden aynı biçimde yazılı delille kanıtlanmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.12.2005 tarih 2005/14-677-774 sayılı kararı gibi) Bu nedenle mahkemece yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeye dayanılmadan inanç ilişkisinin kanıtlandığının kabulü doğru olmamıştır. Ne var ki; davacı vekili dava dilekçesinde ve 19.12.2002 günlü delil listesinde “icabında yemin” demek suretiyle kati deliller arasında yer alan “yemin” deliline de dayandığından, davacıya inanç ilişkisinin varlığı hakkında yemin teklif hakkı hatırlatılmak, bu istem hakkında sonucu doğrultusunda uygun karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.