Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/3761 E. 2022/8464 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3761
KARAR NO : 2022/8464
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemes : …
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili ile davacı …, … ve müdahil … tarafından temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …., ili …., ilçesi ….., Köyü çalışma alanında bulunan 128 ada 8 parsel sayılı 8.035,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, tarla vasfıyla davalı … Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildikten sonra, kadastro komisyon kararıyla ham toprak vasfıyla Hazine adına tespitine karar verilmiştir.
İtirazı kadastro komisyonu tarafından red edilen davacı …, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 128 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 130 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtıktan sonra, yargılama sırasında 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasından feragat etmesi nedeniyle Mahkemece, 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava eldeki davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş olup UYAP üzerinden yapılan sorgulamada bu taşınmazın Hazine adına hükmen tescil edilerek tapu kaydının oluştuğu anlaşılmıştır.
İtirazları kadastro komisyonu tarafından red edilen birleşen dosya davacıları … ve … ise, aynı nedenlere dayanarak, taşınmazın bir kısmının … ve ….., mirasçıları adına tescil edilmesi istemiyle dava açmışlar, bu dava dosyasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm, temyiz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 28.12.2011 tarih ve 2011/2655 Esas, 2011/10068 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece yapılan tapu uygulaması ile zilyetlik araştırmasının yetersiz olduğu açıklanarak, yeniden keşif yapılmak suretiyle anılan hususlar hakkında yeniden araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, çekişmeli taşınmazın eldeki dava da dava konusu olduğu belirtilerek davaların birleştirilmesine kararı verilmiş ve davaların birleştirilmesi sonrası, itirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen müdahil …, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir kısmının murisi ….., mirasçıları adına tescil edilmesi istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın, davacı ve asli müdahiller yönüyle esastan reddine, çekişmeli 128 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile davacı …, … ve müdahil … tarafından temyiz edilmiştir.
1. Müdahil …’ın temyiz itirazları yönünden; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunduğu iddiasına dayanarak davaya müdahil olan …’ın taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu ispatlayamamış olmasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacı … vekili ile davacılar … ve …’nın temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Mahkemece, davacı …’ün dayandığı tapu kaydının dava dışı 105 ada 17 ve 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, davacılar … ve …’nın dayandığı tapu kaydının hududlarının zeminde dinlenen kişiler tarafından gösterilemediği ve bu nedenle kapsam tayin edilemediği, taşınmaz üzerinde de davacılar ile müdahillerin zilyetliğinin bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; davacı …, çekişmeli taşınmazın Ocak 1984 tarih ve 288 sıra numaralı tapu kaydının, davacılar … ve … ise çekişmeli taşınmazın Ağustos 1295 tarih ve 452 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen kişiler, taşınmaz üzerinde davacılar ile müdahilin zilyetliğinin bulunmadığını ifade etmiş olup, bu duruma göre mahkemenin, taşınmaz üzerinde tespit tarihinden öncesine ilişkin olmak üzere, herhangi bir şahsın zilyetliğinin bulunmadığına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; tapu kayıt uygulaması yönünden, davacı …’ün dayandığı Ocak 1984 tarih ve 288 sıra numralı tapu kaydının kök tapu kaydı olan Ekim 1952 tarih ve 69 sıra numaralı tapu kaydı tescil ilamıyla oluşmasına rağmen tescil dosyası ve varsa haritası getirtilmemiş, davacıların dayandıkları tapu kayıtları yöntemine uygun şekilde zeminde uygulanmamış ve kayıt uygulaması yapılırken komşu parsellere ilişkin kayıtlar getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne okudukları üzerinde durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritası ve çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon durumu araştırılarak revizyon gördükleri taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları celbedilmeli, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte öncelikle, davacıların dayandıkları tapu kayıtları ve varsa haritaları yöntemince uygulanıp, kapsamları öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmeli; tapu kayıtlarının haritasının/krokisinin olmaması ya da uygulama kabiliyetlerinin bulunmaması halinde ise, kaydın sınırlarına itibar edilmeli ve bu amaçla, dayanak tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli, kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için davacılara tanık dinletme imkanı tanınmalı, kayıt uygulamasında komşu parsel tutanakları ile dayanaklarından yararlanılarak tanık ve yerel bilirkişilerin kayıt uygulamasına ilişkin sözleri denetlenmeli, bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; fen bilirkişisinden, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları ve uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilmek suretiyle, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; komisyon kararıyla çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesine rağmen, taşınmazın tespit gibi tesciline şeklinde hüküm kurulmak suretiyle Çamlıköy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesi de isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, müdahil …’ın temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı … vekili ile davacılar … ve …’nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacı … ile davacılar … ve …’ya ayrı ayrı iadesine; 80.70 TL onama harcının müdahil …’tan alınmasına, 25.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.