Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8126 E. 2007/8963 K. 09.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8126
KARAR NO : 2007/8963
KARAR TARİHİ : 09.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.4.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir.
Eldeki davada, davacı genel yola bağlantısı bulunmayan 383 parsel sayılı taşınmazı lehine, davalılara ait 399, 400, 404 ve 405 parsellerden geçit hakkı kurulmasını istemiş, mahkeme 402, 403, 404 ve 405 parsellerden geçit hakkı tesis etmiş, hükmü üzerinden geçit kurulan parsel malikleri temyiz etmiştir.
Öncelikle davacı kendine ait olduğunu iddia ettiği 383 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik olarak görünmediğinden, davacının, hukuki yararının bulunduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece davacının dava açmakta hukuki yararlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacının davayı açmaktaki yararlarının ne olduğu açıklattırılmalı, dava açmakta korunmaya değer yararları olmadığı tespit edilirse dava aktif husumet yokluğu nedeniyle ret edilmelidir.
Kabule göre de, dava konusu 383 parsel numaralı taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu açıktır. Mahkemece davacıya ait taşınmaz yararına 402, 403, 404 ve 405 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden bilirkişi raporunda 6 sayısı ile gösterilen kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak, belirlenen bu geçit 405 parsel numaralı taşınmazı, ekonomik bütünlüğünü bozacak şekilde ikiye böldüğü gibi komşu 408 parselden verilebilecek daha uygun geçit bulunduğu halde bu alternatif değerlendirilmemiştir. 17.06.2005 tarihli keşifte dinlenilen yerel bilirkişi Hacı Salih Aydın taşınmazın değerini 25 YTL/m² olarak bildirdiği halde, teknik bilirkişiler tarafından taşınmaz değeri 60 YTL/m² kabul edilerek hesaplama yapılmış ve bu kabulün gerekçeleri açıklanmamıştır. Yine üzerinden geçit hakkı kurulan taşınmazların değer kaybı geçit bedeli olarak belirlenerek bu bedele hükmedilmiş, geçit yeri olarak bırakılan kısmın değeri geçit bedeline dahil edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 9.7.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.