YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12946
KARAR NO : 2008/15194
KARAR TARİHİ : 05.12.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.04.2008 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, Kadastro Müdürlüğünün 26.02.2008 tarihli işlemi ile kendilerine ait 377 parsel sayılı taşınmaz ile davalı …’a ait 466 parsel sayılı taşınmazda tersimat hatası bulunduğu gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre düzeltme işlemi yapıldığını, bu işlem ile mülkiyet nakli sağlandığını ileri sürerek işlemin iptali isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece tersimat hatası düzeltilmesi yoluyla mülkiyet nakli sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro Müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğü tarafından yapılan düzeltmenin dayanağı, yukarıda metni yazılan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesidir. Bu maddede düzeltmenin ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının saptanması halinde yapılabileceği açıklandığından öncelikle bu kavramların ne anlama geldiği üzerinde durulmalıdır.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin “ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hataları” başlıklı 6.maddesinde; “Hataların ölçü, tersimat veya hesaplamada meydana geldiği, taşınmazın sınırlarında eylemli değişiklik olmadığı, hatanın nedeni ve düzeltme şekli kadastro müdürünce görevlendirilen ekip tarafından düzenlenecek rapor ve eki krokide gösterilmek suretiyle belirlenir” denilmektedir.
Anılan yönetmeliğin 8.maddesinde de sınırlandırma hatasına ilişkin düzenleme getirilmiştir.
Ne var ki, aynı yönetmeliğin “Genişletmeye elverişli sınırları olan taşınmazlar ve hükmen tescilli parseller” başlıklı 15.maddesinin;
“1-Orman, mera, kamu taşınmazları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki genişletmeye elverişli yerlere sınırı olan taşınmazlar ile kadastrosu ya da kadastro sonrası sınırları hükmen belirlenerek kesinleşmiş olan parsellerdeki sınırlandırma hatası düzeltilemez.
2-Mahkeme hükmü kapsamı dışında kalan hatalar bu yönetmelik hükümlerince ve ilgili mevzuatına göre düzeltilir.” şeklindeki hükmü ile de 41. madde uygulamasının yapılamayacağı haller açıklanmıştır.
Tüm bu açıklamalardan sonra iptali istenen işlem incelendiğinde, Kadastro Müdürlüğü 26.02.2008 tarihli işlemi ile 377 ve 466 parseller arasındaki ortak sınırın hatalı tersim edildiği, bunun 49 nolu kırık noktanın paftaya hatalı işlenmesinden kaynaklandığı belirtilerek düzeltme yapıldığı anlaşılmaktadır. Düzeltmenin dayanağı olan rapor ve krokiye göre 2 parsel arasındaki sınır değişmiştir. Az yukarıda açıklanan 41. madde hükmü değişiklikten önce bu tür düzeltmelere olanak vermemekteydi. Ancak maddenin yapılan değişiklikten sonraki hali ile madde metninden mülkiyet kavramı çıkartılmış olup, yönetmelik hükümleri ile de düzeltmenin ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak, değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken işlemin dayanağı rapor ekindeki kroki nazara alınarak eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.