Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13293 E. 2009/760 K. 27.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13293
KARAR NO : 2009/760
KARAR TARİHİ : 27.01.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 12…..2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.01.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ile karşı taraftan … vekili Av…. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle muvazaalı temlik işleminin iptali istemlerine ilişkindir.
Davalılardan …, davacıya yapılan satış vaadinin gerçeği yansıtmadığını, aslında satış vaadi sözleşmesinin diğer davalı ile yapıldığını, bu nedenle de taşınmazın diğer davalıya tapuda devredildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davacının babası olduğunu, taşınmazı 1985 yılında haricen satın aldığını, üzerindeki binayı da kendisinin yaptığını, davacı ile diğer davalı arasındaki satış vaadi sözleşmesinin kendisinin verdiği talimat üzerine yapıldığını, davacının taşınmaz üzerinde muaraza çıkardığını, tapu devrinin doğrudan kendisine bu amaçla yapıldığını, açılan davanın reddini belirtmiştir.
Mahkemece, savunmalar doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, bir taşınmaz satışı sözleşmesi değil bir taşınmazın ileride satımını gerçekleştirme üzere yapılan ön sözleşmelerdendir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 22.maddesi hükmünce bir aktin ileride yapılmasına dair yapılan sözleşmeler geçerlidir. Borçlar Kanununun 213.maddesine göre de satış vaadi sözleşmesinin resmi biçimde yapılması gerekir. Somut olayda, davacının dayanağı olan 14.11.1989 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun yapıldığından hüküm ve sonuç meydana getirir. Bu tür bir sözleşme HUMK.nun 295.maddesince sahteliği ispat edinceye kadar kati delil teşkil eder. Yasanın 290.maddesine göre senede bağlı olan ve bu sürede hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki her türlü iddianın aynı güçte delille ispatlanması gerekir. Bu iddia, tanıkla ispat sınırı altında kalan bir senede ilişkin olsa dahi tanıkla ispat edilemez.
Bu saptamalara göre davada dayanılan ve biçimine uygun düzenlenen 14.11.1989 günlü sözleşme geçerli olduğundan ve bu sözleşmenin aksine bir iddianın tanıkla ispatı mümkün bulunmadığından, davanın kabulü yerine tanık sözlerine bakılarak istem reddolunduğundan karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 625,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.