Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/9209 E. 2006/10573 K. 09.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9209
KARAR NO : 2006/10573
KARAR TARİHİ : 09.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.9.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı … murisi Cemal Asar’dan 10.12.1990 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile aldığı ve davalı vakıf adına 77 ada 5 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı vakıf vekili, sözleşmenin şahsi hak doğurduğunu ve davalı vakfa karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından satış vaadi sözleşmesine dayanılarak iptali ve tescili istenilen 77 ada 5 parsel numaralı taşınmazın tutanağı kadastro yoluyla 17.12.1959 tarihinde kesinleşmiştir. Bu taşınmazlar Üsküdar Bulgurlu Mahallesinde yer almakta olup, mahalleden 2613 sayılı Yasa uygulanmak suretiyle 1950 ve takip eden yıllarda kadastro geçmiştir. Mahallenin hukuki ve geometrik durumu bu kadastro ile harita ve yeni sicillere geçirilmiş bulunmaktadır. 1950 yıllarında yapılıp bitirilen kadastro ile, kadastrodan önceki mülkiyet durumlarını gösterir eski tapu kayıtları 3402 Sayılı Yasanın 12/4 maddesi gereğince işleme tabi kayıt niteliğini yitirdiklerinden bu kayıt ve belgelere bağlı kalınarak yapılmış bulunan satış vaadi sözleşmelerine dayanılarak yargı yoluyla hak isteminde bulunulamaz. Dava da dayanılan satış vaadi sözleşmesi 19.10.1952 tarih 173 yevmiye (83-84 No) numarası ile tapuya bağlı bulunan taşınmazların satışları ile ilgilidir. Az yukarıda izah edildiği gibi bu tapu kayıtları 1960 yılına doğru kadastro yoluyla oluşmuş tapu sicilleri ile işlem niteliğini yitiren kayıt durumunda kaldıklarından dayanılan satış vaadi sözleşmesinin davacı yararına mülkiyet istemeye yeterli belge olduğu kabul edilemez. Davanın açıklanan nedenle reddi yerine kararda yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de dava reddedilmiş olmakla sonucu itibari ile doğru hale geldiğinden hükmün onanması doğru bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 9.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.