YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1998
KARAR NO : 2006/3187
KARAR TARİHİ : 20.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.5.2004 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne masraf karşılanmadığından duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır.
Yazılı bir belgenin bulunmaması halinde en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı vekili, 14.05.2004 tarihli dilekçesi ile davacının davalının kızı ile evli olduğunu, evlilik birliği devam ederken dava konusu 1662 ada 1 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün davacının davalı adına gönderdiği paralar ile satın alındığını, davacının yurt dışında oturması sebebi ile o sırada eşinin annesi olan davalı adına tescilin yapıldığını bu sebeple tapu kaydının iptali davacı adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının ileri sürdüğü iddiaların yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, davalı adına gönderilen bir paranın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yazılı delil olmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş hükmü davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davaya konu olayda davacının ileri sürdüğü iddialar yukarıda açıklandığı şekilde ne yazılı bir belge ile ne de bir yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamamıştır. Ne var ki; davacı delil listesinde diğer deliller yanında “yemin” deliline de dayandığından davacıya yemin teklifi hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak ve kullanmak istediği takdirde sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.