Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/13305 E. 2007/14948 K. 27.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13305
KARAR NO : 2007/14948
KARAR TARİHİ : 27.11.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.2.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.2.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı adına kayıtlı bulunan 1868 ada 1 parselde bulunan 32 metrekarelik dükkanı, 26.3.2002 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 9.12.2003 tarihli oturumda, dava konusu dükkanı davacıya sattığını kabul etmiş, beyanını imzası ile onaylamıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen temyiz ve edilmeksizin kesinleşen görevsizlik kararı gereğince sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalıya Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde; yerel mahkeme kararının 3.8.2007 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, tebligatın mahalle muhtarına teslim edildiği ve iki numaralı örneğin kapıya yapıştırıldığı belirtilmiş ise de muhatabın adreste bulunmama sebebi belirtilmemiş ve beyanı alınan kişinin imzası alınmamıştır. Tebligat belirtilen nedenle usulsüz olduğundan temyizin süresinde yapıldığı kabul edilmiştir.
Dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel kurulunun 29.3.2006 tarih 2006/14-91 E. 2006/115 K.sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Satış vaadi sözleşmesine dayanılarak elde edilmesi istenilen hak bir başka deyişle Sözleşmenin asli unsuru tapu iptali ve tescildir. Uzun yıllar süren yüksek enflasyon ve tarafların satış bedelini sözleşmede bilerek düşük göstermeleri ihtimali nazara alındığında taşınmazın değerinin dava tarihine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu açıklamaya göre iki taraf müddeabihin kıymetinde uzlaşsalar bile mahkemenin res’en müddeabihin değerini takdir etmesi ve görevli olup olmadığını kendi takdir ettiği değere göre karara bağlaması gerekir. Çünkü, görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınır. Taraflar görev konusunda anlaşma yapamazlar. Belirtilen nedenle Hakim, yapacağı keşifte dinleyeceği bilirkişilere taşınmazın değerini tespit ettirecek, bu değere göre hem mahkemenin görevi tayin edilecek, hem de noksan harç ikmal ettirilecektir. Bu durumda sözleşmeye müdahaleden de söz edilemeyecektir. Kamu düzeninden olan bu husus tarafların inisiyatifine bırakılmadan, hakim tarafından resen yerine getirilmiş olacaktır.
Açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde;
Yanlar arasında noterde usulüne uygun olarak 26.3.2002 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalı, adına kayıtlı 1868 ada 1 parselde bulunan 32 metrekarelik dükkanın satışı vaadinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın değeri sözleşmede “250.000.000 TL (250.00 YTL)” olarak gösterilmiştir. Bilirkişi raporunda ise arsa değeri 5.600.00. YTL dükkanın değeri ise 19.109.192.150 TL (19.109.19 YTL) olarak belirlenmiştir.
Dava, 17.2.2003 tarihinde açıldığından ve mülkiyetin nakli bu tarih itibariyle talep edildiğinden, görevli mahkemenin bu tarihteki bedele göre tayin edilmesi gerekir. Mahkemece kamu düzenine ilişkin bulunan bu hususun gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 27.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.