YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13652
KARAR NO : 2007/2211
KARAR TARİHİ : 06.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.9,2005 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin geçersizliği iddiasına dayalı elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.3.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ve vekili gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Av…. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 7.6.1994 tarihli ve 22 sayılı Belediye Meclisi kararı ile İşletmeciliğini …’ya verdikleri Oto Garajındaki Petrol istasyonunun …’a devrini onayladıklarını, ve 29.6.2004 tarihinde de kira sözleşmesi düzenlediklerini, 7. 10.1994 tarihli ve 38 sayılı Meclis kararı ile de sözleşme süresini 13.11.2011 tarihine kadar uzattıklarını, ancak sözleşmenin 3996 sayılı yasaya aykırı olduğunu ve Borçlar Kanununun 19. maddesi gereğince de sözleşmenin geçersizliğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesini ve taraflar arsındaki muarazanın giderilmesini istemiş, kademeli olarak da davalının sözleşme gereği kantin ve ek tesisleri yapmadığını belirterek sözleşmeye aykırı davranış hukuki nedenine de dayanmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 3996 sayılı yasaya aykırı olduğu ve Borçlar Kanununun 20/1. maddesi uyarınca mutlak butlan nedeniyle batıl olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten de, 13.6.1994 tarihli ve 21959 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3996 sayılı “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun” 1. maddesinde de açıklandığı üzere, kamu kurum ve kuruluşlarınca (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ifa edilen, ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılmasını sağlamak amacı taşımaktadır. Bu bağlamda da, 4047 ve 4493 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinde getirilen “..köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, demiryolu, yeraltı ve yerüstü otoparkı ve sivil kullanıma yönelik deniz ve … limanları ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar…” hükmü ile bu modele tabi işler ve bu işleri işeri yapacak şirketlerden söz edilmiştir.
Eldeki davada, Oto Garajında Petrol İstasyonu yapılması ve işletilmesi hususunda 13.4.1990 tarihinde Belediye Meclisi karar almış ve başlangıçta … ile 2.5.2990 tarihinde kira sözleşmesi düzenlenmiş bilahare işletmenin …’a devri kabul edilerek onunla yeniden kira sözleşmesi tanzim edilmiştir. Meclis kararında ve sözleşmede yapılacak tesislerin kira sözleşmesinin bitiminden sonra davacı Belediyeye bırakılacak olması sözleşmenin anılan kanun kapsamında kaldığı anlamına gelmez. Davacı, kendileri ile bayilik sözleşmesi yapılamayacağı nedeniyle, Petrol Ofisi ile yapılacak bayilik sözleşmesi kapsamında tesis oluşturma ve bunun belli bir bedel karşılığı kullandırma amacıyla önce davalının bayi … ile sözleşme yapmış, daha sonra işletme davalıya devredilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, 3996 sayılı Kanunun ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak gerektiren bir yatırım ve hizmetler için kabul edilmiştir. Dava dışı şirket ile yapılan bayilik sözleşmesi ile tesis edilen petrol istasyonunun bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, ilerde mülkiyeti davacıya bırakılacak olan istasyonun ayrıca bir bedel karşılığı kiralandığı açıktır. Burada 3996 sayılı Kanunun taraflar arasında kiracılık ilişkisinin kurulmasından sonra 1994 yılında yürürlüğe girdiği hususunu da gözden kaçırmamak gerekir.
Belediye Meclis kararları ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmelere göre, hukuki ilişkinin Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kira sözleşmesi niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Borçlar Kanununun 270.maddesindeki tanıma göre, hasılat kirası ile kiralayan kiracıya ücret mukabilinde hasılat veren bir malın veya hakkın kullanılmasını ve semerelerinin onun intifasına terk edilmesi borcu altına girer.
Yasanın 278 ve devamı maddeleri uyarınca da kiracı kiralananı sözleşmeye uygun bir şekilde kullanmak, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmek ve kira bedelini kiralayana ödemekle mükelleftir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek çözüme ulaştırılması gerekirken, olayda uygulama olanağı bulunmayan yasanın koşullarına uymayan sözleşmenin batıl olduğundan bahisle davanın kabulü doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 6.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.