YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2578
KARAR NO : 2006/3954
KARAR TARİHİ : 04.04.2006
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.8.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiş, davalılar davanın reddini dilemiş, yerel mahkemece davacıya ait 101 1 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait 101 ada 2, 3, 12 ve 15 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmuş, hükmü davalılar temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;Geçit hakkı tesisi davaları ilke olarak özünü komşuluk hukuku kurallarından alır. Bu tür davalarda önemli olan fedakarlığın denkleştirilmesidir. Bu nedenle uygun geçit güzergahı belirlenirken taşınmaz maliklerinin subjektif arzularına değil, objektif kriterlere bakmak gerekir. Hiçbir zaman geçit tesisi suretiyle yükümlü taşınmazların geometrik durumları taşınmazı parçalara bölecek şekilde değiştirilmemelidir. Somut olayda kurulan geçit mevcut hali ile 15 parsel sayılı taşınmazı bir bakıma maliki olan davalının kullanımından çıkarmış, davacının subjektif arzusu ile ona geçit yeri olarak tahsis edilmiştir. Bu tür davalarda yükümlü taşınmaz maliklerinin arzuları da değerlendirilmeli, yukarıda söylendiği gibi fedakarlık adaletli biçimde dengelenmelidir. O nedenle mahkemece 4 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin davaya harçlı dilekçe ile katılmaları veya haklarında ayrı bir dava açılırsa bu dava ile birleştirilmesi sağlanarak, uzman bilirkişilerin hükme esas alınan krokide 1 numaralı alternatif olarak gösterdiği güzergah üzerinde durulmalı, bu güzergahta jeolojik yada ağır giderlere katlanılarak giderilebilecek engel yok ise geçit bu güzergahtan kurulmalıdır. Açıklanan bu ilkeler ışığında araştırma ve inceleme yapılarak davacının mutlak geçit ihtiyacının objektif kriterlere göre karşılanması gerekirken sözü edilen ilkeler gözardı edilerek davacının subjektif arzusuna göre geçit kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 4.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.