Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/1963 E. 2007/3012 K. 22.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1963
KARAR NO : 2007/3012
KARAR TARİHİ : 22.03.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.7.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu Hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. (önceki Medeni Kanunun 661.) maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 54 parsel sayılı taşınmazına komşu davalıya ait 31 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçların gölge yaptığı, dökülen yapraklarının mantar hastalıklarına neden olduğu, ağaçların … sirkülasyonunu engellediği ve rüzgarlı havalarda yıkılma tehlikesi bulunduğundan taşınmazına zarar verdiğini bildirerek el atmanın önlenmesi ile ağaçların kal’ine karar verilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesi hazırlanmadan evvel tespit yaptırmak suretiyle davalı tarafından dikilen ağaçlardan zarar gördüğünü belirten teknik bilirkişi raporu üzerine davasını açmıştır. Dava öncesi düzenlenen 29.06.2004 tarihli raporda zarara ilişkin varılan bilimsel görüş ile keşifte hazır edilen ve hükme esas alınan 21.03.2006 tarihli bilirkişinin görüşü birbirini tutmamaktadır. Davada, meyveli ve meyvesiz ağaçların dal ve gövde yapraklarından zarar oluştuğu ileri sürüldüğüne göre, ziraat fakültelerinin bağ ve bahçe bitkileri bölümünden mezun olmuş mühendis sıfatını taşıyan bilirkişinin katılımıyla keşif yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Her iki raporu düzenleyen bilirkişilerin bu konuda ki uzmanlıkları anlaşılamadığından hükme yeterli bilirkişi raporu varlığından söz edilemez. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.