Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15237 E. 2007/15517 K. 06.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15237
KARAR NO : 2007/15517
KARAR TARİHİ : 06.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki irtifak hakkı tesisi, birleşen dava kal davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 20.9.2007 gün ve 2007/9092-10443 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı-k.davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı irtifak hakkı kurulması, birleşen dava ise mülkiyet hakkına dayalı kal istemlerine ilişkindir.
Mahkemece irtifak hakkı tesisi isteminin reddine, kal talebine ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı ve karşı davalı … temyiz etmiş, karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı ve karşı davalı … karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 725.maddesi hükmünce bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak 15 gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullarda haklı gösterdiği takdirde … yapıyı iyiniyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir. Yasaya 15 günlük süre, … yapının yapılmaya başlandığı tarihte yapıya itiraz halinde yapı sahibinin ilerde iyiniyet iddiasında bulunmasının
önüne geçmek amacıyla konulmuştur. Yoksa arazi malikinin bu süreyi geçirmesi yapı sahibine arazisi üzerindeki yapıyı yapmasına izin verdiği anlamına gelmez. Herhangi bir nedenle 15 günlük süre içerisinde … yapıya itiraz edilmemiş olunsa da … yapı sahibinin kötüniyeti sonradan açılacak davada her zaman ileri sürülebilir. Diğer yandan, 14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iyiniyetin ispatı … yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulmalıdır. Kaldı ki, çapa bağlı taşınmazlarda iyiniyetin dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece yıkım altına alınan nesne mülkiyeti kal talebinde bulunan davacı ve davalıya ait çap kaydı içersinde kalan havuz niteliğindeki yapıdır. … yapının Türk Medeni Kanununun 718.maddesince taşırıldığı arazi mülkiyetine tabi olacağı da tartışmasızdır. Kural olarak da hiçbir arazi maliki bir yapının arazisine taşırılmasına katlanmakla yükümlü kılınamaz. Türk Medeni Kanunun 683.maddesinden yararlanılarak haksız tecavüze kaldırılmasını dava edebilir.
Diğer taraftan, bir tanımlama yapmak gerekirse, Türk Medeni Kanunun 684.maddesi hükmüne göre, bir şeyin diğer bir şeyin temel unsurunu teşkil ederek o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça bütünleyici parçadır. Bütünleyici parça, ya bir şey ile sıkı sıkıya maddi bağlantı içersindedir veya bu bağlantı sıkı değildir fakat, yerel adetler bağlanan şeyi asıl şeyin temel unsuru saydığı için o özelliği kazanır. Türk Medeni Kanununun 725.maddesinin tescile veya irtifak hakkına konu ettiği yapı bu nitelikte bir yapıdır. Uygulamada ve doktrinde yapı kavramından genelde bina kavramı anlaşılmaktadır. Açıkçası, mahkemece kal hükmü kurulan havuz nitelikli yapı bina kavramı içinde kalan bütünleyici parça olmadığı gibi havuzu yerel adete göre bütünleyici parça saymakta mümkün değildir. Bütün bunların dışında mülkiyet hakkı sahibi tarafından açılan elatmanın önlenmesi davası sonucu istemi hüküm altına alınmış, eldeki dava bakımından da kesin hüküm olmuştur.
Yerel mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve Dairemizce de benimsenen yerel mahkeme gerekçesine göre hüküm usul ve yasaya uygun bulunmuş, temyiz istemi bu gerekçelerle karşılanarak karar onanmıştır.
Dairemiz onama ilamında düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440.Maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, H.U.M.K.’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 160 YTL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, red harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.