Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/1861 E. 2007/3387 K. 28.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1861
KARAR NO : 2007/3387
KARAR TARİHİ : 28.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili tarafından, davalı … aleyhine 18.2.2005 gününde meni müdahale ve ecrimisil, davacı … vekili tarafından davalı … aleyhine 3.5.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve tazminat istenmesi üzerine dosyalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davacı-karşı davalı …’in meni müdahale ve ecrimisil davasının kabulüne, davalı-karşı davacı …’ın temliken tescil davasının reddine, tazminat talebinin kabulüne dair verilen 18.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada, davalı ve davacı Türk Medeni Kanununun 729. maddesine dayanarak temliken tescil, olmadığı takdirde ağaç bedelinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminin kabulüne, birleştirilen temliken tescil davasının reddine, ağaç bedeli olarak bilirkişinin bulduğu 17.010.80 YTL‘nin davalı ve birleştirilen davanın davacısından tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
Mülkiyet hakkı,eşya üzerinde sahibine geniş yetkiler tanıyan mutlak bir haktır (TMK.m.683-778).Gerçekten, Türk Medeni Kanunu’nun 683.maddesi mülkiyet hakkı malikine iki türlü yetki tanımıştır.Bunlar;eşyayı yasal sınırlar içinde dilediği gibi kullanma,yararlanma,tasarruf etme yetkisi ve yapılan tecavüzlere karşı eşyayı koruma yetkisidir. Eşyaya karşı haksız elatma varsa malik,istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açarak haksız tecavüzün sonlandırılmasını isteyebilir. Eldeki davada davacı mülkiyet hakkı sahibinin açtığı elatmanın önlenmesi davasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 683.maddesidir. Arazi maliki “her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava” edebilir.
Birleştirilen davadaki istemin dayanağı ise; Türk Medeni Kanununun 729. maddesidir. Anılan hükme göre bir kimse kendisine ait fidanları başkasının arazisine dikerse başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Dolayısıyla taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 722. 723 ve 724. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesine göre; yapının değerinin açıkça arazi değerinden fazla olması ve yapı ya da ağaç malikinin iyi niyetli bulunması durumunda ağaç dikenin, bedeli karşılığı ağaç dikilen arazinin adına tescilini istemesi mümkündür.
Çapa bağlı 149 parselin davacı … tarafından önceki malikinin satışı sonucu 12.9.1997 tarihinde, temliken tescil davasının davacısı …’in ise 119 ve 120 parselleri bu tarihten önce yine tapuda 28.6.1989 tarihinde satın aldığı fidanların aynı tarihte krokide A harfi ile gösterilen yeri de kapsayacak şekilde … tarafından dikilip yetiştirildiği, bu alanda 15-17 yaşlarında 31 adet aşılı, 13 adet aşısız kayısı ağacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bir kimsenin Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kendisine geçirilmesini isteyebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, ağaç dikenin elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını ya da ağaç dikmekte haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Olay ve karinelerden durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan ağaç sahibi temliken tescil talebinde bulunamaz. Somut olayda; tarafların keşif tutanağına geçirilen sözlerinden davacı mülkiyet hakkı sahibinin 12.9.1997 tarihinde satın aldığı taşınmaz üzerindeki ağaçların davalıya ait olduğunu sandığı, temliken tescil davacısı …’inde … dikilen yerin kendisine ait olduğunu zannederek kayısı fidanı diktiğini beyan ettikleri görülmektedir. Bu beyanlara göre hem arazi maliki ve hem de başkasının arazisine … diken kişi iyi niyetlidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde:
1-8.3.1950 tarih ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere ecrimisil, başkasının taşınmazını haksız olarak elinde bulunduran kötü niyetli kimsenin o taşınmaz malikine ödemesi gereken, kural olarak bir miktar paradır. Denilebilir ki; ecrimisil haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimidir. Bu haliyle, ecrimisil en azı kira geliri karşılığı zarardır. Ancak, tekrar etmek gerekirse ecrimisil ödemesi gereken kişi o taşınmazı kötü niyetle elinde bulundurmalıdır. Olayda, yukarıdaki bentte ortaya konulduğu üzere hem arazi maliki ve hem de … sahibi iyiniyetli olduklarından, iyiniyetli … sahibinin arazi sahibine ecrimisil adı altında bir bedel ödemesi gerekmez. Mahkemece, mülkiyet hakkı sahibinin ecrimisil isteminin reddi yerine bu istemin hüküm altına alınması bozmayı gerektirir.
Karar birleştirilen davanın davacısı yararına açıklanan nedenle bozulmalıdır.
2-Arazi maliki davacı taşınmazı 12.9.1997 tarihinde tapuda satın almıştır. … sahibi olan davalı ise aynı şekilde 28.6.1989 tarihinde satın alarak 119 ve 120 parsellere malik olmuş, fidanlar 1989 tarihinde dikilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak temliken tescil istemi, ancak fidanların dikildiği sıradaki taşınmaz maliki olan kişiye karşı açılacak davada ileri sürülebilecek bir kişisel haktır. Arazi mülkiyetinin daha sonra bir başkasına geçmesi halinde … sahibi yeni malike karşı tescil talebinde bulunamayacağı gibi diktiği fidanlardan ötürü masraf dahi isteyemez. Hal böyle olunca; 149 parsele 1989 yılında dikilen fidanlar nedeniyle, taşınmaza 1997 yılında malik olan davacıdan tazminat istenemeyeceğinden, karşı davadaki bu istemin de reddi gerekir. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 724. maddesinin yapı veya … sahibine sağladığı hakkın kişisel hak olduğu gözden uzak tutularak birleştirilen davanın yazılı olduğu şekilde kabulü de doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle de arazi maliki yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların iadesine, 28.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.