Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/1571 E. 2007/2291 K. 08.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1571
KARAR NO : 2007/2291
KARAR TARİHİ : 08.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.6.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da, tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabile-ceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir.
Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı … … İli, … İlçesi, … Köyünde kain 109,110,111,112 ve 160 parsellerde murisi annesi “… …”ün hissedar bulunduğunu, tapuda adı geçen parsellerde, murisinin “…” şeklinde kayıtta geçen nüfus bilgilerinin “… Hayri kızı … …” olarak, yine aynı yer 160 parselde murisi dedesi “… …”ün hissedar bulunduğunu, 160 parselde murisinin “…” şeklinde kayıtta geçen nüfus bilgilerinin “… oğlu … …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Az yukarıda belirtildiği üzere, düzeltilecek tapu kayıtları tüm dayanakları ile getirtilmelidir. Eldeki davada dava konusu 109,110,111,112 ve 160 parsellere ilişkin tapu kayıtları getirtildiği halde; 109,110,111 ve 112 parsellerin tapularının edinme sütununda yer alan dayanak kaydı olan mahkeme kararları celb edilmemiştir. Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka bir kişinin bulunup bulunmadığı hususunda yapılan zabıta araştırması yetersizdir. Zira dosya kapsamındaki 19.07.2006 günlü tutanakta … … hakkında yapılan araştırmada … …’ün baba adının … … olarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, davacının talebi annesi … …’ün baba isminin “… Hayri” olarak düzeltilmesi istemine ilişkindir. Nüfus Müdürlüğünden kayıtta geçen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı yönündeki araştırma Mahkeme tarafından hiç yapılmamıştır. Yine dosyadaki 160 parsele ilişkin kadastro tutanaklarıyla denetimi sağlamak açısından … …’ün anne, baba ve kardeşlerini gösterir aile nüfus kayıt tablosu da dosyaya celb edilmemiştir.
Soy isimleri ve baba adları ilavesi istenen kişiler ile, tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin aynı kişi oldukları dosyadaki mevcut delillerden tam olarak anlaşılamadığından, az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece; Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt malikleri ile aynı ismi taşıyan başka kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 109,110,111 ve 112 parsellerin edinme nedenini oluşturan mahkeme kararları dosyaya celb edilmeli, nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorulmalı, 160 parselde kimlik bilgilerini düzeltilmesi istenen … ve Safiye’den olma 1905 doğumlu … İli,… İlçesi, … köyü nüfusuna kayıtlı … …’ün anne, baba ve kardeşlerini de gösterir aile nüfus kayıt tablosu nüfus müdürlüğünden celb edilmeli, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise tanıklar ve varsa tesbit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılarak toplanan tüm bu delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonucu kayıt malikleri ile tapu kayıtlarında kimlik bilgileri düzeltilecek kişilerin aynı kişiler olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.3.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.