Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/8946 E. 2006/9984 K. 29.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8946
KARAR NO : 2006/9984
KARAR TARİHİ : 29.09.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.1.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; çekişmeli taşınmazın öncesinin yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve özel siciline işlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününün Tebliğat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebliğatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı teblig mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle
Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde; 16.2.2006 tarihli duruşma gününün 4.2.2006 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata adres kapalı olduğundan komşusu …’e haber verilerek bir örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak komşu …’in imzası alınmamıştır. Bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa Tüzüğün 28.maddesinin 1.fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Kanununun 21.maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir. Tebligat yöntemine uyulmayarak davalıya yapılan tebliğ ile yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan HUKMK.nun 73.maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.9.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.