YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7437
KARAR NO : 2006/8708
KARAR TARİHİ : 18.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.9.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada, davalılar arasındaki arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yapılmakta olan binada yükleniciye bırakılması kararlaştırılan 10 numaralı bağımsız bölümü ondan temlik aldığını iddia eden davacı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir.
Davalı arsa sahibi davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine dair kurulan hüküm davacının temyizi üzerine Dairemizce 27.5.2004 günlü ilamda yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu bu defa istek hüküm altına alınmış, kararı davalı arsa sahibi temyiz etmiştir.
Davalılar arasındaki arsa payı devri karşılığı 14.10.2000 günlü inşaat yapım sözleşmesi adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Anılan sözleşmede yükleniciye bağımsız bölümler tapu kaydının devri öngörüldüğünden bu sözleşmenin Türk Medeni Kanunun 706 ve Borçlar Kanunun 213 maddeleri hükmünce resmi biçimde yapılması gerekir. Kanunun öngördüğü şekil ve geçerlilik şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler kural olarak geçersizdir. Taraflar karşılıklı olarak verdiklerinin iadesi dışında bu sözleşmeye dayanarak birbirlerinden talepte bulunamıyacaklarından geçersiz sözleşme ile kazanılan şahsi hakkın temlikinden de söz edilemez. Ancak, geçersiz sözleşmeye rağmen arsa sahibi tarafından yükleniciye tapu devredilmiş veya 30.9.1988 tarih 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında öngörülen koşullar gerçekleşmiş ise, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek Türk Medeni Kanunun 2.maddesinde hükme bağlanan dürüst davranma kuralına aykırı düşeceğinden olayın özelliğine göre açılan tescil davası kabul edilebilir. Somut olayda mahkemece bu hususlar üzerinde durulmamıştır. Her ne kadar bilirkişiler bozmadan sonra düzenledikleri 24.10.2005 günlü raporlarında yüklenicinin borcunu yerine getirdiğini ifade etmişlersede bu raporda inşaatın getirildiği fiziki seviyenin ne olduğu belirlenmediği gibi yapılan inşaatın sözleşmeye fen ve amaca uygun inşa edilip edilmediği hususu üzerinde de durulmamıştır. Diğer yandan üzerine bina yapılacak taşınmazın kat irtifakının kurulduğu ve kurulan kat irtifakına göre bazı bağımsız bölüm tapusunun üçüncü kişilere devredildiği görülmektedir. Arsa sahibinin yaptığı bu devirlerin yüklenicinin talimatı ile yapılmış devirler olup olmadığı açıkcası arsa sahibinin yükleniciye geçersiz sözleşmeye rağmen tapuda devir yaparak geçersiz sözleşmeye geçerlilik tanıyıp tanımadığı anlaşılamamaktadır. Diğer taraftan arsa sahibi yüklenici aleyhine yapıdaki eksik ve ayıplardan ötürü giderim davası açtığını ve bu davanın Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/28 esasında kayıtlı ve derdest olduğunu bildirdiğinden böyle bir dava varsa nama ifaya ilişkin istek kalemlerini de eldeki davada değerlendirilmesi gerekeceğinden derdest ise anılan dava dosyasının bu dava dosyası ile birleştirilmesi gerekir.
Bütün bu anlatımlara göre mahkemece yapılması gereken iş, tarafların bu konudaki delillerini toplayıp isteyerek yüklenicinin talimatı ile kat irtifakı kurulan taşınmazda arsa sahibi tarafından yükleniciye pay devri yapılıp yapılmadığını saptayarak davalılar arasındaki sözleşmenin geçerliliğini tartışmak, ayrıca konuyu 30.9.1988 tarih 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde değerlendirmek ve şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüst davranma kuralıyla bağdaşıp bağdaşmayacağını değerlendirmek, bu arada yukarıda sözü edilen dava dosyasını getirip inceleyerek bağlantı varsa mevcut dava dosyası ile birleştirmek, keşfen inceleme yapılarak inşaatın getirildiği fiziki seviyeyi ayıp ve eksiklikler varsa bunların parasal tutarını hesaplatmak, ancak bütün bunlardan sonra yüklenici borcunu yerine getirmiş ise arsa sahibine karşı kişisel hak kazanacağından onun temliki nedeniyle bu hak davacı tarafından da arsa sahibine karşı ileri sürülebileceğinden hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermek olmalıdır. Bütün bu yönler bir yere bırakılarak eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.7.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.