Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/92 E. 2009/794 K. 28.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/92
KARAR NO : 2009/794
KARAR TARİHİ : 28.01.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.07.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm Dairemizce özetle “Davacının sair temyiz itirazlarının reddine, davalının paydaşı olduğu 1494 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın 5.50 metrekarelik kesiminin köy yoluna tecavüzlü olduğu tespit edilmiştir. Davada yıkım da istendiğinden 1494 parsel sayılı taşınmazın tüm maliklerinin davaya katılımı sağlanmalıdır” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş tapu kayıt maliklerinden … … ve … …’ın öldüklerinin anlaşılması üzerine 29.08.2005 tarihli oturumda bu kişilere ait veraset ilamlarını çıkartarak sunulması veya veraset ilamları tedarik edilemediği taktirde buna ilişkin dava açılması için 24.10.2005 tarihine kadar davacıya kesin mehil verilmiş, verilen sürüye uyulmadığı gerekçesi ile de dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir.(HUMK m.159) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı,
makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir. (HUMK m.163/3)
Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken … veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda;
Davacıya, 1494 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden … ve … …’a ait veraset ilamlarını tedarik etmesi veya buna ilişkin dava açması için kesin mehil verilmiş ise de, davacı bu kişilerin mirasçısı olmadığından mahkemece yetki verilmeden davacının veraset ilamı almak için dava açmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle veraset ilamı alabilmesi için yetki belgesi verildikten sonra az yukarıda açıklandığı üzere dava açmak üzere usul ekonomisi de nazara alınarak davacıya makul bir süre verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmeden verilen kesin süreye uyulmadığından bahisle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.