YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9379
KARAR NO : 2007/10846
KARAR TARİHİ : 27.09.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.4.2002 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; her iki davanın reddine dair verilen 3.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davalı yönetim tarafından maden işletmesi yapılmak üzere tahsis edilen sahanın 2000-2001 yılları kira parası ve bunun faizinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı kiracı kiralanan sahanın kil ocağı olarak işletileceğini, ancak Çevre Bakanlığının kiralanan alanı “Çevre Etki Değerlendirme” (ÇED) raporuna tabi tuttuğunu bu yüzden fiilen işletilemediğini, açılan davanın reddini, birleştirilen davada ise davalıya kira parası olarak ödenen miktarın temerrüd tarihinden geçerli faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kiralananın akit dairesinde kullanılması kiralayan tarafından sağlanmadığından kira bedeli istenemeyeceği nedeniyle asıl davanın reddine, birleşen karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve karşı davalının temyizi üzerine Yargıtay Yüksek 11.Hukuk Dairesinin 4.10.2004 tarih ve 120-9220 sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, alınan rapor doğrultusunda gerek asıl ve gerekse birleşen dava reddedilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden kil ocağı işletilmek üzere davacıya kiralanan sahanın 15.10.1998 tarihinde teslim edildiği, kira ilişkisinin Çevre Bakanlığının ÇED raporu istenmesine kadar devam ettiği davacı ve karşı davalı … idaresinin 13.11.2001 tarihinde tahsisi iptal etmesi ile kira sözleşmesinin fesh edildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten, davalı ve karşı davacı şirketin verdiği taahhütnamenin 12.maddesi kiracıya ÇED raporu alma yükümlülüğü değil, ÇED raporunun ve diğer kuruluşların mevzuatları çerçevesinde her türlü koruma tedbirini almak borcunu yüklemektedir.
Somut olayda; davanın sağlıklı bir çözüme ulaştırılması için Borçlar Kanununun 280.maddesinde hasılat kira ilişkilerine uygulanması zorunlu kiracının “ihbar mükellefiyeti” borcu üzerinde durulması gerekir. Anılan hükme göre kiralanan sahada bir üçüncü şahsın hak iddia etmesi durumunda kiracıya keyfiyeti hemen kiralanana ihbar etmek mükellefiyeti yüklenmiş, bu ihbar borcunu yerine getirmediği takdirde zararlardan kiracının sorumlu olacağı belirtilmiştir. Kira sözleşmesinin tarafları dışındaki Çevre Bakanlığının kiralanan saha için “Çevre Etki Değerlendirme” raporu istemesi ilgili yasa ve yönetmeliklerden doğan yetkileri kullanması, başka bir anlatımla ve yasadaki deyimi ile üçüncü kişinin kiralanan üzerinde muaraza çıkarması demektir. Böyle bir durumda kiracı ortaya çıkan hukuki veya fiili engeli derhal kiralayana ihbar etmelidir. Her ne kadar davalı karşı davacı şirket kiralayana gönderdiği 25.9.2000 günlü yazısında istenen kira parasının Çevre Bakanlığının ÇED uygulaması talep etmesi nedeniyle ödenmeyeceğini bildirmiş ve bu yazı ayıp ihbarı kabul edilebilirse de, ihbar “hemen” yapılmadığından davalı ve karşı davacı ihbar mükellefiyeti borcunu zamanında yerine getirmediğinden kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazminini veya verdiklerinin iadesini kiralayan davacı idareden talep edemez. Açıklanan bütün bu nedenlerle davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı ve karşı davalı … İdaresinin temyiz itirazlarına gelince;
Yukarıda özetlendiği üzere kiralananın kullanılmasını engelleyen ayıp ihbar mükellefiyeti borcu bulunan kiracı tarafından “hemen” kiralanana bildirilmemiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi ise, davacı kiralayanın 13.11.2001 tarihinde tahsisi iptal etmesi ile fesh edilmiştir.
Fesih tarihine kadar sözleşme ayakta bulunduğundan davacı kiralayan fesih tarihine kadar olan ödenmeyen kira bedelini davalı kiracıdan isteyebilir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, kira parasına ilişkin taraf delilleri doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırarak kira parasını hesaplatmak, oluşacak sonuca uygun hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönün gözetilmemesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı ve karşı davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile 2.bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 27.9.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.