YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13773
KARAR NO : 2007/13751
KARAR TARİHİ : 09.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiası ile açılmış, Mahkemece orman tahdit sınırları dışında kalan yayla olduğu tespit edilen kısım ile ilgili davanın kabulüne, orman tahdit sınırları içinde kalan kısım ile ilgili davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, davacı idare vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince;
A-Orman mühendisi bilirkişi tarafından 21.01.2006 günü düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın 250 metrekarelik kısmının 1951 tarihli orman tahdit sınırları dışında kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece, bu kısmın tapu kaydının iptali ile yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Davalılar temyiz dilekçelerinde savunmasında uyuşmazlık konusu parselin 19.07.1941 tarih ve 210/1059 sayılı karar ile tapuya bağlanan yer kapsamında kaldığını ileri sürmüştür. Sözü edilen karar “Hakkı Karar” ile alınmış bir karar olduğundan, kararın alınmasında Hazine adına hareket eden İdare de kararda imza sahibi bulunduğundan bu karar ve kayıt Hazine’yi bağlar. Açıklanan nedenle sözü edilen tapunun uyuşmazlık konusu yere uyup uymadığı keşfen belirlenmelidir. Dava konusu taşınmaza uyduğunun anlaşılması halinde, Hazine’nin de taraf olduğu işlemle tesis edilen kayıt davacı Hazineyi bağlayacağından davanın reddine karar vermek gerekir.
B-Hükme esas alınan 21.01.2006 günlü orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 66 metrekarelik kısmının 1951 tarihli orman tahdit sınırları içinde kaldığından, Mahkemece, bu bölüm ile ilgili davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar Kemal Çalışkan ve arkadaşlarının, Hazine ve Orman İşletme Müdürlüğü’nü hasım göstererek açtığı … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/295 Esas sayılı dosyasında fen ve orman bilirkişilerinin 21.06.2000 tarihli raporunda dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın orman tahdit sınırları dışarısında kaldığı belirtilmiştir. Bu nedenle, yerelinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Yapılacak keşif sonucu dava konusu taşınmazın 66 metrekarelik kısmının 1951 tarihli orman tahdit sınırları ve “Hakkı Karar” ile oluşan tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı tespit edilirse, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinde 20.06.2007 tarih ve 26558 sayılı resmi gazetede yayımlanan 03.06.2007 tarihli 5685 sayılı kanunla değişiklik yapılmış “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.” hükmü getirilmiştir.
9.3.1988 tarih ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa ve düzenleyici hüküm o yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 sayılı kanunla 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddede yaptığı değişikliklerin uygulanıp uygulanamayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir.
Buna göre, olayda hükmü aynen yukarıya yazılan 4342 sayılı Mera Kanununun geçici madde 3, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalı, başka bir anlatımla yaylak olması nedeniyle diğer koşullar gerçekleşmişse yasa uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan kanun gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulmalıdır.
Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) bendinde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.