Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8114 E. 2007/9408 K. 13.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8114
KARAR NO : 2007/9408
KARAR TARİHİ : 13.07.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.6.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve karşı dava, iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; karşı davanın kabulüne, dava konusu yerin davalı adına tesciline dair verilen 28.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Uyuşmazlık 17.07.2006 tarihli rapor ve krokide A harfi ile gösterilip … boyanan 3.20 metrekare yüzölçümündeki kapalı çıkma, B harfi ile gösterilen ve kırmızı renkle boyanan 2.75 metrekare yüzölçümündeki balkon ve B harfi ile gösterilen yeşil boyalı 1 metrekare yüzölçümündeki çekme kat balkonlarına ilişkindir. Bilirkişinin saptadığı üzere çekişmeli yerler davacıya ait 8 parsel çap kaydı içersinde kalmaktadır.
Davacı 8 parsel maliki … mülkiyet hakkına dayanarak krokide A, B ve C harfi ile gösterilen taşkın yapının kal suretiyle elatmanın önlenmesini istemiştir.
Taşınmaza dava aşamasında malik olan davalı ve karşı davacı … Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanarak bilirkişi krokisinde A, B ve C harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ait 8 parsel tapu kaydının iptali ile maliki bulunduğu 1 parsele tevhidi suretiyle tesciline karar verilmesine, asıl davanın da reddini savunmuştur.
Mahkemece 31.07.2006 tarihli krokide gösterilen tamamı 11 metrekareden ibaret taşkın bölümün davacıya ait 8 parselden ifraz ile davalı ve karşı davacının 1 numaralı parseline eklenmesi suretiyle tapuya tesciline, bu bölüme ait taşınmaz bedelinin mahkemeler veznesine yatırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı mülkiyet hakkı sahibi temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerde taşkın yapının bulunduğu, taşınmaz mahallinde 3194 sayılı İmar Yasasının 18.maddesi uyarınca düzenleme yapılıp yapılmadığı, taşkınlıkların bu düzenlemeden dolayı ortaya çıkıp çıkmadığı anlaşılamamaktadır. Öncelikle bu hususun duraksamasız açığa kavuşturulması gerek duyulursa bu konuda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Gerçekten, yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2. maddelerine (Önceki Medeni Kanunun 618 ve 644/2.) göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3l94 sayılı imar yasasının l8/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye “…Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur.” şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan, kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur. Şayet, yapılacak inceleme ve araştırma sonucu taşkınlığın İmar Yasasının 18.maddesinden kaynaklandığı saptanırsa davacı mülkiyet hakkı sahibi yapı bedelini ödemeden veya aralarında bu hususta bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapının ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahipleri tarafından kullanılması zorunlu, başka bir anlatımla yapının kal suretiyle elatmanın önlenmesini isteyemez ise de, yapı sahibi de Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanarak taşkınlığı ileri sürüp imar parselinin belli bir kısmının tapusunun iptal ve adına tescilini talep edemez.
Bütün bu açıklamalara göre mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişi krokisinde A, B ve C harfleri ile gösterilen 8 parsele tecavüzlü kısımların İmar Yasası uyarınca yapılan düzenleme sonucu ortaya çıkıp çıkmadığını duraksamaksızın saptamak, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırmak, taşkınlık imar düzenlemesinden kaynaklanmışsa davacının men’i müdahale davasını ve imar parseli yerde taşkın yapıya dayanılarak ifrazen tescil istenemeyeceğinden karşı davayı reddetmek, taşkınlığın imar düzenlemesinden önce de var olduğu saptanırsa taşkın yapı sahibi iyiniyetli kabul edilemeyeceğinden elatmanın önlenmesini davasını kabul etmek olmalıdır. Değinilen yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; mülkiyet hakkına dayalı asıl davada bir hüküm kurulmaması dava dilekçesinde komşuluk hukukuna dayalı olarak pis su giderlerinin akıtılması suretiyle oluşan tecavüzünde kaldırılması ileri sürüldüğü halde bu konuda inceleme ve araştırma yapılarak olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmaması da yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.