Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/12169 E. 2006/14242 K. 01.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12169
KARAR NO : 2006/14242
KARAR TARİHİ : 01.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.03.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.03.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava,satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, 3278 parselde davalılar …, …,… adına kayıtlı olan payların 13.02.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle satışının vaat edildiğini söyleyerek, tapu iptali ve tescil istemiştir.
Mahkemece, davalı … yönünden davanın kabulüne; diğer davalılar yönünden kesin hüküm gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Şarkikaraağaç Noterliği’nce düzenlenen 13.02.1996 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri gereği biçimine uygun olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın devamı sırasında davalılar … ve … paylarını 08.04.2003 tarihinde tapuda paydaş olmayan dahili davalı … …’e satış suretiyle tapuda devretmişlerdir. Devredilen bu paylar davacının taraf olmadığı Şarkikaraağaç Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/156-231 sayılı kararı ile şuf’a davası nedeniyle dahili davalı tapu paydaşı … … adına hükmen tescil edilmiştir.
Burada, öncelikle mahkemenin davanın reddine neden yaptığı kesin hüküm olgusu üzerinde durulması gerekmektedir. Maddi anlamda kesin hüküm
HUMK. 237 maddede düzenlenmiştir. Anılan hükme göre maddi anlamda kesin hükümden söz edebilmek için, davanın taraflarının, davada dayanılan hukuki sebebin ve dava konusunun aynı olması gerekir.Somut olayda; 3278 parsel paydaşlarından …’nın üçüncü kişi durumunda olan dahili davalı … …’e payını satması üzerine, şuf’a hakkını kullanarak paydaş … … tarafından,… …’e karşı açılan dava bu davaya katılmayan davacı … bakımından kesin hüküm oluşturmaz.
Böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş; davanın taraflarının ve dayanılan hukuki sebebin aynı olmamasından kesin hükümden bahsedilemeyeceğinden, davacının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak açtığı tapu iptali tescil davası koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği yönü üzerinde durarak sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Bütün bu yönler bir yana bırakılarak kesin hükümden söz edilmek suretiyle davanın reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.