YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9297
KARAR NO : 2007/10393
KARAR TARİHİ : 20.09.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.3.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda isim düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
… de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı dava konusu parsellerde murisi … ”nun “…” ve “…” yazan baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Ancak, dava konusu parsellere ait tapulama tutanakları incelendiğinde tapu malikinin, 4924 ve 4919 parsellerde 1938 doğumlu olduğu ve 190 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağında ise 1899 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut nüfus kaydına göre davacı murisi 1944 doğumludur. Ayrıca C.Savcılığına yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde “… oğlu … ” isimli kişinin bulunduğu ve 10 yıl önce öldüğü bildirilmiştir.Mahkemece her ne kadar araştırma ve inceleme yapılmış ise de; az yukarıda değinildiği gibi, bu tür kayıt düzeltim yoluyla kayıt malikinin tamamen değişmesi, mülkiyetin bir başka kişiye aktarımının önüne geçilmesi gerekir. Bunun için de inceleme ve araştırmanın son derece sağlıklı yapılması, tapu kaydına güven ilkesi de gözetilerek sicillerin doğru oluşması sağlanmalıdır. Mahkemece tapulama tutanaklarında adları geçen tutanak bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılıp, sağ olan tutanak bilirkişilerinin bilgisine başvurulmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir..
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.9.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi