YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6596
KARAR NO : 2006/7875
KARAR TARİHİ : 04.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro yoluyla davalı adına özel mülkiyet olarak 425 ve 427 parsel numaraları ile tapuya tescil edilen taşınmazların aslında mera olup özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden bulunmadığını bildirerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece 425 ve 427 parsel sayılı taşınmazlara ait tapulama tutanaklarının kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde yazılı bulunan hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar vermiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi özü itibari ile özel mülkiyete konu teşkil eden taşınmazlar hakkında düzenlenen tutanaklar için uygulanır. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/B maddesinde belirtildiği üzere mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri sınırlandırılır, parsel numaraları verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Sözü edilen orta malları bazı yasal durumlar ayrık olmak üzere özel mülk konusu olamazlar, tapuya tescil edilemezler, zilyetlik ve olağanüstü zamanaşımı ile iktisap edilemezler. Bu tür taşınmazlar için tapu sicili oluşturulması söz konusu olmadığından, Hukuk Genel Kurulu’nun 23.11.1988 gün 1988/1-825 Esas 1988/964 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen süre kamu mallarında ve meralarda uygulanmaz.
Belirtilen nedenlerle, tarafların delillerinin toplanması mevcut ve toplanacak delillerin de değerlendirmeye tabi tutulması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.7.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.