Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/35432 E. 2022/19107 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35432
KARAR NO : 2022/19107
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik


1)Sanıklar … ve … müdafilerinin nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizlerinin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp itiraz yoluna tabi olduğundan; sanıklar müdafilerinin talepleri ile ilgili merciince karar verildiği belirlenerek dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2)Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin, sanıklar …, …, …, … haklarında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyizlerinin incelenmesinde;
Sanıklar …, … hakkında kurulan beraat hükümleri ile sanıklar …, …, …, … haklarında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, ayrıca sanıklar …, …, …, … haklarında, resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 204/1 maddesi uyarınca hüküm kurulduğu halde suç adının ”memurun resmi belgede sahteciliği” olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Sanıklar …, …, …, …’un üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmalarda ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı;
Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ‘in üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları ile sanık …’nun üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden ise yüklenen suçların sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı ve yüklenen suçlar açısından sanıkların kastının bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla,
Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden mahkûmiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
3)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet Savcısının, katılan vekilinin ve vekalet ücretiyle sınırlı olarak sanık müdafisinin, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizlerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında kurulan hükümler yönünden CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
A)Sanık … yönünden; 1136 sayılı Kanun’un 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B)Sanık … yönünden;
aa) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 204 maddesi uyarınca hüküm kurulduğu halde suç adının ”memurun resmi belgede sahteciliği” olarak yazılması,
bb)Kamu görevlisi olmayan sanık hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK ‘nin 53/5 maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … yönünden hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinden sonra gelmek üzere ”1136 sayılı Kanun’un 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine 3600 TL maktu avukatlık ücretine hükmedilmesine” cümlesinin eklenmesi ile sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden ise, hükmün 2-B bendindeki ” memurun resmi belgede sahteciliği” ibaresinin çıkartılması ile yerine ”resmi belgede sahtecilik” ibaresinin eklenmesi ve aynı bendin 5. paragrafında yer alan 5237 sayılı TCK ‘nin 53/5 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan beraat ve mahkumiyete ilişkin hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4)Sanıklar … , … haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafilerinin, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyizlerinin incelenmesinde;
Sanıklara isnat edilen eylemler yönünden tespit edilen reçete tarihlerine göre suç tarihlerinin, sanık … …için 14.10.2010, … 23.06.2010, … için 24.03.2010, … için 15.06.2010 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
5)Sanık …, …, … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiilerinin, sanıklar …, …, …, … haklarında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve vekalet ücretiyle sınırlı olarak … müdafisinin, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizlerinin incelenmesinde;
A)…, …, … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
aa)İştirak halinde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilen sanıklar hakkında, adli para cezasına esas alınacak gün sayısının suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı olan suça konu reçeteler nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından … Eczanesi’ne ödenen toplam miktar esas alınarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, “haksız menfaat miktarı kesin olarak tespit edilemeyeceğinden” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile adli para cezasına esas alınacak gün sayısının eksik belirlenmesi,
bb)Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43 maddesinin uygulanması sırasında hapis cezalarında artırım yapılmasına karşın adli para cezasında artırım uygulanmaması,
cc)Soruşturma aşamasında … Eczanesi’nin istihkakına bloke konulması nedeniyle katılan kurumun zararının giderildiği belirtilerek sanıklar tarafından bizzat pişmanlık gösterilerek rızai bir ödemede bulunulmadığı halde, koşulları oluşmadığı gözetilmeden TCK’nin 168/1 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
dd)Dairemizce de benimsenen YCGK’nun 16.12.2008 tarih ve 2008/146-235 sayılı Kararında belirtildiği gibi, meşru malikin belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda 5237 sayılı TCK’nın 55. maddesine göre suçun maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine veya ödettirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine karar verilmesi,
ee)Kamu görevlisi olmayan sanık … hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK ‘nin 53/5 maddesinin uygulanması,
B)…, …, …, … haklarında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden; sanıkların, hastaları bizzat görmeden ilaç mümessilleri, eczane işletmecisi ve çalışanları tarafından getirilen ilaç kullanım raporlarına istinaden, raporlarda belirtilen hastalıklarla uyumlu ilaçlara ilişkin reçete düzenlemesi eylemlerinin, dosya kapsamındaki belge, bilgi ve beyanlar değerlendirildiğinde bir bütün halinde, zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
C)… hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; bu suç yönünden sanığa isnat edilen eylemin sanığın babannesi, annesi ve babası olan …, … … ve …’a ait rapor ve reçetelere ilişkin olduğu, sanığın savunmasında yakınları …, … … ve …’ı hastaneye götürüp muayene ettirdiğini, bu muayeneye göre ilaç kullanım raporu düzenlendiğini ve doktor tarafından reçete edilen ilaçları da … eczanesinden aldığını, yakınları adına düzenlenen adına imzalanan diğer reçetelerden bilgisi olmadığını beyan ettiği, sanığın adı geçen yakınlarının alınan tanık ifadelerinde hastaneye gidip muayene olduklarını ve anılan ilaçları kullandıklarını beyan ettikleri, reçetelere ilişkin alınan kriminal raporda 29.11.2010 tarihli … adına düzenlenen reçete arkasındaki yazı ve imzanın sanığa ait olduğu ancak anne ve babası … ve … … adına düzenlenen reçetelerin arkasında sanık adı soyadı ve imzaları olarak görünen kısımdaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının tespit edildiği, yine 29.11.2012 tarihli heyet raporunun incelenmesinde, adı geçen güvence sahiplerinin rapor ve reçetelerdeki bir kısım hastalık tanılarının bulunduğu gözetilerek, dosya kapsamında yüklenen suçu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmayan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 15.11.2022 tarihinde (5-B) sayılı bozma düşüncesi yönünden Başkan vekili … … ve üye …’in sanıklar …, …, …, … haklarında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanması gerektiğine ilişkin karşı oyları ile oy çokluğu, diğer yönlerden oy birliğiyle karar verildi.

(Karşı oy) (Karşı oy)

Yz.İşl.Md.Y.

KARŞI OY

Dairemizin yukarıda tarih ve sayıları belirtilen ilamdaki (5-B) bendindeki bozma düşüncesine beraat hükümlerinin doğrudan onanması görüşünde olduğundan katılmıyoruz.

Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık yukarıda adı geçen sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanması mı yoksa bu eylemlerin bir bütün olarak zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturduğundan bahisle bozulması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Yukarıda adı geçen sanıklar muhtelif aile sağlığı merkezlerinde tabib olarak görev yaptıkları önceden ilaç raporu bulunan hastalara (hastaları görmeden) reçete düzenledikleri böylelikle üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Mahkemece verilen beraat kararları yerindedir. Çünkü bu sanıkların düzenli ve sürekli ilaç kullanan hastalara ilişkin önceden düzenlenen ilaç raporlarına istinaden reçete düzenledikleri sabittir.
Önceden düzenlenen (düzenli ve sürekli ilaç kullanılmasını temine yönelik) rapora istinaden reçete düzenleyen sanıkların (sahtecilik veya kamuya yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarını) işleme kastıyla hareket ettikleri düşünülemez.
Dosya kapsamında bu reçetelerden menfaat sağlayan diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiklerine dair bir delil veya bulgu dahi yoktur.
Bu sebeplerle yerel mahkemenin beraat yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden verilen beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyoruz. 15/11/2022

… …
11. Ceza Dairesi Üyesi 11. Ceza Dairesi Üyesi