YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1623
KARAR NO : 2006/3216
KARAR TARİHİ : 21.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.1.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; 358 ve 359 nolu parseller aleyhine açılan davanın kabulüne, diğerleri aleyhine açılan davanın reddine dair verilen 14.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
268 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden … paydaşı olduğu 268 parsel lehine davalılara ait 358, 359, 896 ve 897 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiş, davalılar davanın reddini dilemiş, yerel mahkemece 358 ve 359 parsellerden geçit hakkı kurulmuş, hükmü 358 ve 359 parsel malikleri davalılar … Sezer ve … Yılmaz vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve
yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mutlak geçide ihtiyacı olan davacının paydaşı bulunduğu 268 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının sağlanması için az yukarıda belirtildiği gibi komşuluk hukuku ilkeleri de gözetilerek ve tespit edilen tüm alternatifler değerlendirilerek objektif esaslara göre güzergah belirlenmediği, aleyhine geçit hakkı istenen 358 parsel maliki ile 896 parsel maliklerinden bir kısmının harçsız dilekçe ile davaya dahil edildiği ve kabule göre de kurulan geçit hakkının tapu siciline kaydına karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca yerel mahkemece yapılacak …, usulde dahili dava yolu ile taraf olma olanağı bulunmadığından mutlak geçide ihtiyacı olan 268 parsel sayılı taşınmaz paydaşı davacıya 358 parsel maliki ile 896 parselin dava dışı kalan (harçsız dilekçe ile davaya dahil edilen) maliklerine davayı yöneltmesi için önel vermek, bu kişilere usulüne uygun dava yöneltildikten sonra az yukarıda belirtilen ilkeler ışığında araştırma yapılarak ve tüm alternatifler ile özellikle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre 358, 359 parseller ile 986 ve 897 parsellerin ortak sınırından geçit hakkı kurulabilme olanağı olup
olmadığı değerlendirerek en uygun güzergahı belirlemek ve kurulacak geçit hakkının Türk Medeni Kanunun 748/3 maddesi gereği tapu siciline kaydına da karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.