Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/11507 E. 2006/1577 K. 20.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11507
KARAR NO : 2006/1577
KARAR TARİHİ : 20.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 14.3.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarından vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleşen davaların kabulüne dair verilen 6.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu kaydında isim düzeltilmesi, birleşen dava tapuda eksik yazılan hissenin değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece her iki davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Ayrı ayrı açılmış olan iki dava arasında bağlantı (irtibat) varsa, bu iki davanın birleştirilmesi istenebilir. (HUMK. M.45, m.48)
Davaların aynı sebepten doğması (m.43/2) veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde (iki dava arasında) bağlantı (irtibat) var sayılır. (m.45/3)
Aralarında bağlantı bulunmayan iki davanın (kanuna aykırı olarak) birleştirilmesine karar vermiş olan hakim, sonradan bu yanlışlığın farkına varırsa kendiliğinden (re’sen) davaların ayrılmasına karar verebilir.
Mahkeme, birleştirilen davaları birlikte inceleyip karara bağlar; yani davaların tahkikat safhası müşterektir. Hükümde birleştirilen her dava için ayrı ayrı karar verilmesi ve hüküm fıkrasında, her dava için verilen kararın ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, tapuda isim düzeltme davası ile tapuda yanlış tescil edilen hisse oranının düzeltilmesi başka bir anlatımla tapu iptali ve tescil davası birleştirilerek bir arada görülmüştür. Davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı (irtibat) bulunmamaktadır. Birleştirilen davalar için
./..

2005/11507-2006/1577

toplanacak deliller ve uygulanacak usül hükümleri farklıdır. Mahkeme karar başlığında her iki davanın taraflarını tam olarak göstermediği gibi, birleştirilen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturmayarak hükmün infazında tereddüt yaratmıştır.
Mahkemenin gerekmediği halde davaları birleştirmiş olması davayı ve soruşturmayı karışık bir hale sokmuş, … bir sonuca varılmasını engellemiştir. Bu usul hatası sonuca etkili bir nitelik taşımıştır. O halde davalar ayrılmalı, her birinin dava nedenine ve savunmaya göre bağımsız olarak, soruşturma yapılıp delilleri toplanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözden kaçırılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 20.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.