YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4299
KARAR NO : 2022/6980
KARAR TARİHİ : 16.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2012 gününde verilen dilekçe ile miras payının devrine dayalı tapu iptali ve tescil; olmadığı takdirde alacak talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.11.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, TMK’nın 676 vd. maddelerine dayalı miras payının devri anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.
Davacı … vekili, davacı ile davalının kardeş olup, babalarından miras kalan 1 parselde kayıtlı taşınmazın diğer mirasçılarla birlikte tapuda elbirliği halinde maliki olduklarını, davacı ve davalının 1.600 Euro bedelle miras hissesi satımı konusunda anlaşarak 02.09.2002 tarihli sözleşme düzenlendiğini, tapu iştirak halinde olduğundan devrin yapılamadığını, ancak davalının şu an tapu devrini yapmak istemediğini açıklayarak dava konusu tapu kaydında davalının hissesinin iptali ile davacı adına tescilini, bu talepleri kabul görmez ise hisse bedelinin dava tarihindeki değerinin tespit edilerek davalıdan tahsilini, olmadığı takdirde ise 1.600 Euro’nun sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, babalarından miras kalan taşınmazda davalı hissesine düşen (ev hariç) arsa payının davacıya para karşılığı satımı konusunda tarafların anlaştıklarını, davacının o tarihlerde sağ olan anne vasıtasıyla davalıya para ödediğini, ancak davacının öncelikle verasette iştirak halini çözmesi gerektiğini daha sonra davalıdan tapu devri talep edebileceğini, verdiği parayı ise geri isteme hakkının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “Davanın; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil veya sözleşme gereği ödenen paranın iadesi istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazda tarafların hissedar olduğu, her ne kadar dava tapu iptali davası olarak açılmışsa da davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle tapu iptali davasının reddine, davacı tarafça dava tarihi itibari ile hisse değerinin tespit edilerek bu değerin tahsili talep edilmiş ise de davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yaptığı ödemeyi talep edebileceği kanaatine varıldığından davasının kabulü ile 7.407,74 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” dair tesis edilen ilk kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.09.2019 tarih 2016/3272 Esas, 2019/7638 sayılı Kararı ile “Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek … aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şeklinde göre dava, TMK’nın 676 ve müteakip maddelerine dayalı miras payının devri anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK mad. 677/1). Mirasçılar arasındaki devirler için söz konusu olan bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılması yeterlidir. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlarda payın temlikinin resmi şekilde tapu memuru önünde yapılması gereklidir (TMK mad.706, 6098 sayılı TBK mad. 237). Somut olayda, 1 parselde kayıtlı taşınmazın tapuda 28.08.1992 tarihinde … mirasçıları adına tesis kadastrosu ile tescil edildiği, elbirliği mülkiyeti şeklinde adlarına kayıtlı iken davacı ile davalı arasında 02.09.2002 tarihli yazılı şekilde miras payı devir sözleşmesi imzalandığı sabit olup TMK’nın 677. maddesine göre geçerli bir sözleşme olduğu hususu tartışmasızdır. Dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafta cevap dilekçelerinde ortak muris babalarından gelen pay yönünden devri kabul etmiş, ön inceleme duruşmasında ise davalı vekilince “müvekkilim dava konusu yapılan hissenin tapusunu vermeye hazırdır, ancak iştirak halinde mülkiyet durumu söz konusu olduğu için tapuda işlem yapılamamaktadır, davacı taraf iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete dönüştürdüğünde ve müvekkilin hissesi belirlendiğinde müvekkil tapuda gerekli intikal işlemlerini yaptıracaktır” şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece, yukarıda izah edilen ilke, esas ve tespitler doğrultusunda davacının asli talebi olan davalının miras payının davacı adına tescili isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ve dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde terditli alacak isteği hakkında karar verilmesi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece “Davanın kabulü ile; Uşak ili, Merkez ilçesi, Aybey Mahallesi 1572 ada 14 parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına kayıtlı 1/7 hissesinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, davacı 02.09.2002 tarihli adi yazılı sözleşme ile davalının 1572 ada 1 parsel (ifrazla 14 parsel) sayılı taşınmazdaki hissesini kendisine devrettiğini ancak tapuda gerekli tescil işlemlerinin yapılmadığını belirtmek suretiyle davalı hissesinin iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelin iadesini istemiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak ifraz ile oluşan 1572 ada 14 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait 1/7 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Ancak temyiz eden davalı, mahkemece iptaline karar verilen bu payın salt babasından gelen ve satışa konu edilen pay olmadığını, aynı zamanda annesi …’dan mirasen intikal eden payın da iptal edilen 1/7 paya dahil olduğunu, halbuki bu payın dışarda tutularak yalnızca babasından intikal eden payın iptaline karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Dava konusu taşınmazın satışına ilişkin 02.09.2002 tarihli sözleşmede davalının babasından mirasen kalan payı devrettiği anlaşıldığından iptali gerekenden fazla paya hükmedildiği itirazları değerlendirilmeksizin hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.