YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6458
KARAR NO : 2009/6383
KARAR TARİHİ : 09.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 173 ada 2 parsel sayılı 4537,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün yerlerden olması ve zilyedlikle iktisap koşullarının oluşmaması nedeni ile Hazine adına, 173 ada 1 ve 173 ada 3 parsel sayılı, 24720,16 ve 7214,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise … Çayının yer değiştirmesi ile meydana gelmiş olmaları ve zilyedlikle iktisaplarının mümkün olmaması nedeni ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde 21968,64 m2 olarak gösterdiği kısmın bu parselden ayrılarak ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tespit ve tesciline, aynı bilirkişi raporunda (A) harfi ile taralı olarak gösterilen 2751,52 m2 yüzölçümündeki bölümün ise, 173 ada 1 parsel sayısı ile aynı mevki ve vasıfta Hazine adına tesciline, 173 ada 2 parsel ve 173 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan hali arazi niteliğindeki yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyedlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği, 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kalan 21968,64 metrekarelik kısmı ile çekişmeli 173 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tarım arazisi olduğu ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmazların dere yatağına sınır olması nedeni ile jeolog bilirkişi dinlenerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesi zorunludur. Mahkemece bu husus yeterince araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler, memleket haritası ve hava fotografları, DSİ’ den sedde inşaatı ve dere yatağı düzenlemesi çalışmalarına ilişkin projeler, taşınmazların tespit tarihi itibarı ile kesinleşmiş imar planı kapsamında olup olmadığına ilişkin belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları, daha önce dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisi ve 3 kişilik jeolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde, kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, derenin hangi tarihte yatak değiştirdiği, ne zaman aktif dere yatağı olmaktan çıktığı, ne zaman metruk olduğu, ne zaman iktisap edilebilir duruma geldiği gibi hususlar tek tek sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklar ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, memleket haritası ve hava fotografları teknik bilirkişi aracılığı ile uygulanmalı, taşınmazın niteliği, imar ve ihyanın başlangıç ve tamamlanış tarihi, taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kaç yıldan bu yana kullanıldığı ile ilgili olarak 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan; derenin hangi tarihte yatak değiştirdiği, ne zaman aktif dere yatağı olmaktan çıktığı, ne zaman metruk olduğu, ne zaman iktisap edilebilir duruma geldiği, çekişmeli taşınmazların dere yatağının etkisinde bulunup bulunmadığı ve taşkın tehlikesinin olup olmadığı hususlarında 3 kişilik jeolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan bilimsel ve teknik verilere dayalı, eski raporları da irdeleyen gerekçeli raporlar alınmalı; teknik bilirkişilere memleket haritası ve hava fotograflarında taşınmazların hangi tarihte, ne durumda olduğunu ve taşınmazı çevreleyen parsel tutanaklarının taşınmazların bulunduğu yönü ne olarak gösterdiğini içerir, keşfi takibe imkan veren ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 09.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.