Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/959 E. 2006/2667 K. 10.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/959
KARAR NO : 2006/2667
KARAR TARİHİ : 10.04.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 116, 104 ada 21, 22 ve 126 parsel sayılı 5882.35, 6200, 3450, 7571.12 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 102 ada 116 nolu taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, 104 ada 21 ve 22 nolu taşınmazlar tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, 104 ada 126 nolu parsel ise, irsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ayrı ayrı davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, 104 ada 126 parselin mer’a olduğu, diğer parseller yönünden ise kayıt miktar fazlasının Hazine adına tescilinin gerektiği iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 102 ada 116 ve 104 ada 126 nolu parsellere yönelik davanın kabulüne, mer’a olarak sınırlandırılmasına, 104 ada 21 ve 22 nolu parsellere yönelik davanın reddine, tespit gibi davalılar adına tescliline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile, davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli ve temyize konu 104 ada 126 numaralı parselin kamu orta malı mer’a olduğunun mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiş bulunmasına göre davalı …’ın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile 104 ada 126 numaralı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Davacı Hazine’nin 104 ada 21 ve 22 numaralı parsellere ilişkin temyizine gelince; Mahkemece 104 ada 21 ve 22 numaralı parsellerin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme, dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 21 ve 22 numaralı parsellere uyduğu kabul edilen 31.3.1938 tarih 40 numaralı tapu kaydı 4 dönüm miktarında olup batı hududu köy mer’ası okumaktadır. Eylemli durumda 203 numaralı parsel olarak sınırlandırılan ve kadim köy mer’ası olduğu anlaşılan taşınmaz bulunmaktadır. Mer’a hududu genişletilmeye müsait hudutlardan olup, mer’aların zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Davacının dayandığı mülkiyet belgesi olan tapu kaydı batıda mer’a okuduğuna ve eylemli durumda da mer’a bulunduğuna göre kayıt miktar fazlasının mer’adan elde edildiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca doğudaki soğucak yolundan başlamak üzere tapu kaydı miktarı kadar arazinin tespit maliki davalı adına tescil edilip taşınmazın geri kalan bölümünün mer’a olarak sınırlandırılması gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün 21 ve 22 numaralı parsellere ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3- Davalı …’ın 102 ada 116 numaralı parsele ilişkin temyizine gelince;
Mahkemece 116 sayılı parselin kamu orta malı mer’a olduğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği belirtilmek sureti ile davalı adına tespit edilmiş, davacı Hazine, kayıt miktar fazlasının Hazineye ait olduğu nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece tespite esas olan 938 tahrir yıllı 981 tahrir numaralı vergi kaydı getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıklar farklı beyanlarda bulundukları halde bu farklılığın giderilmesine çalışılmamış ve taşınmazın öncesinin hali arazi mi yoksa kamu orta malı mer’a mı olduğu kesin olarak belirlenmeden hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tüm komşu parsellerin onaylı tutanak sureti ile dayanağı olan belgeler, davalı iseler dava dosyaları getirtilip incelenmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan yerel bilirkişilerle aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve uzman bilirkişi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazinin başında icra edilecek keşif sırasında mer’a vergi kaydı ile tespite esas olan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydı yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişi aracılığı ile uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, hangi tarihte kim tarafından ne suretle sürülmeye başlandığı, öncesinin hali arazi mi, kamu orta malı mer’a mı, olduğu etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde yargılama sırasında dinlenen tüm bilirkişi ve tanıklarla tespit bilirkişileri yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.