YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/13679
KARAR NO : 2006/2557
KARAR TARİHİ : 04.04.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden davalılardan … … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraf gelmedi. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29/2. maddesi uyarınca bir mirasçının diğerlerinin muvafakatı olmadan dava açabildiği ve yalnız başına davaya devam edebildiği, Medeni Kanun’un 581. maddesinin kadastro davalarında uygulama olanağı bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29/2 ve 30/2. maddeleri uyarınca tarafların bildirdiği ve bildireceği tüm deliller toplanarak esastan karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda temyize konu 200 ada 10 nolu parselin 280/1129 pay davalı …, 280/1129 pay … …, 560/1129 pay … mirasçıları …, …, …, … adlarına, 9/1129 payın davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli ve temyize konu 200 ada 10 sayılı parselde davacıya babasından kayden intikal etmesi gereken pay bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve taşınmazın davacı ile davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş isede; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacının dayanağını oluşturan Mart 1337 tarih 35 nolu tapuda davacının babası … müşterek maliklerdendir. Davalı …, aynı tapudan 1966 yılında pay satın almış olup, gayrimenkulü irs ilişkisi nedeniyle değil kayda dayanarak kullandığı anlaşılmaktadır. Davacının babası kayden müşterek malik … 1975 yılında vefat etmiş, taşınmazın 1966 yılından buyana davalı tarafça aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatı ile kullanıldığı saptanmıştır. Bu durumda, davacının babasının ölüm tarihi, arazinin devamlı surette davalı tarafça kullanılması ve bu kullanmanın tespitin yapıldığı 1994 tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süreye ulaşması nedeniyle davacının dayandığı tapu kaydı babasının hissesi yönünden hukuki kıymetini kaybetmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesinde yazılı satışlar davalı taraf yararına gerçekleşmiştir. Bu durumda davacının davasının reddine, parselin tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece tapunun hukuki kıymetini kaybettiği nazara alınmadan hüküm kurulması yasaya aykırı olduğu gibi kabule görede, davacı miras payı için dava açmış, mahkeme davacının taşınmazda 9/1129 payı bulunduğunu kabul ederek hüküm kurmuştur. Davacının babası …’nin 1337 tarih 338 nolu tapudaki payı 24/800’dür. Tapunun tarlanın nısfına ait olduğu düşünüldüğünde bu pay 24/1600 de tekabül etmektedir. Davacının babası …’nin mirasındaki payı 1/6 olduğuna göre davacının taşınmazdaki hissesi 4/1600 dür. Mahkemece davacıya miras hissesinin çok üstünde (9/1129) pay verilmiş olmasıda doğru değildir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.4.2006 günündü oybirliği ile karar verildi.