Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2331 E. 2006/5109 K. 03.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2331
KARAR NO : 2006/5109
KARAR TARİHİ : 03.07.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yenileme kadastrosu sırasında eski 810 parsel sayılı 7329.10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz yeni 1483 ada 13 parsel sayılı 7331 metrekare yüzölçümü ile tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde yenileme işlemi ile taşınmazın batı sınırında bulunan … Deresinin sınır olarak belirlenmediği, bu nedenle 3802 metrekarelik kısmın taşınmaza eklenmesi gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin 18.4.2005 tarihli 2 nolu krokide “A” ile gösterilen 3801.79 metrekarelik kısmın ilave edilerek, 11132.79 metrekare olarak davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yenileme kadastrosu sırasında hakkında tutanak tanzim edilmeyen ve krokide “A” harfiyle gösterilen 3801.79 metrekarelik arazi bölümünün 1483 ada 13 nolu parsele ilave edilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma yetersiz, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Tesis kadastrosu sırasında 810 parsel numarasıyla sınırlandırılan taşınmaz 7329.10 metrekare olarak davacı taraf adına tesbit edilmiş, aynı yer yenileme kadastrosu sırasında 1483 ada 13 parsel numarasıyla ve 7331 metrekare miktarıyla tesbit olunmuştur. Davacı 12.08.2004 tanzim ve 16.08.2004 havale tarihli dilekçe ile mahkemeye müracaat ederek tesis kadastrosunda harita kapsamında kalan 3.802 metrekarelik alanın yenileme kadastrosu sırasında harita dışı bırakıldığını ileri sürerek bu arazi bölümünün 1483 ada 13 parsele dahil edilmesini talep ve dava etmiştir. Yenileme tutanağını inceleyen komisyon 1483 ada 13 nolu parselin paftasının eski pafta esas alınmak suretiyle yenilendiğini, yenileme kadastrosu ile tesis kadastrosu arasındaki (+ 1.91 metrekarelik) farkın ölçüm hatasından ileri geldiği belirtilmiştir. Mahkemenin hükmüne esas aldığı teknik bilirkişi kroki ve raporunda yenileme kadastrosu kontrol ekibince varılan sonuçtan çok farklı bir sonuca varıldığı halde bunun nedeni açıklanmamış, tesis kadastrosu paftasının uygulama imkanının bulunup bulunmadığı, uygulama imkanı var ise ne sebeple bu paftaya uyulmadığı, şayet tesis kadastrosu paftasının uygulama imkanı yoksa yasadaki hangi esastan hareketle yeni paftanın oluşturulduğu açıklattırılmamış, kararda bu farklılık “bu kısım zeminde davaya konu parselin devamı niteliğinde olmasına ve taşınmazla bir bütünlük arzetmesine, zeminde bu parselden ayırmayı gerektirecek herhangi bir sınır da bulunmamasına rağmen” yenileme paftasına dahil edilmesi gerektiği düşüncesiyle
./…
SH:2
2006/2331-5109

yukarda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. Biraz öncede belirtildiği üzere yenileme ve kontrol ekibinin uygulamasıyla mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi raporu ve krokisi çelişmektedir. Bu çelişki uzman bilirkişiler kurulunda alınacak bir raporla giderilmeden karar verilmesi doğru bulunmamaktadır. Burada üzerinde durulması gereken bir husus ta bu tür ihtilafların kadastro mahkemesinde çözülüp çözülemeyeceği konusudur. 2859 sayılı Yasa’nın 4. maddesinde “yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.” Hükmü yer almış bulunmaktadır. İddiaya göre tesis kadastrosu sırasında taşınmaz ölçülmüş fakat miktarı tapuya 3801 metrekare eksik yazılmıştır. Bu durumda tapuya geçmemiş bir hakkın var olup olmadığı tartışılabilir. Ancak, böyle bir tartışmanın yapılacağı mahkeme kadastro mahkemesi değil genel hukuk mahkemesi olması gerekir. Bundan ayrı olarak yine 2859 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde yenileme tesbitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davaların 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre sonuçlandırılacağı açıkça belirtilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesine göre ise kadastro mahkemelerinin görevi taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesiyle başlar. Davaya konu taşınmaz hakkında tutanak tanzim edilmediği ise tartışmasızdır. Hakkında tutanak düzenlenmeyen yerle ilgili olarak açılan davanın kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması da mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmazla ilgili olarak tesis kadastrosunun kesinleşmesinden çok uzun bir süre sonra (3402 sayılı Yasa’nın 12/3 maddesindeki süre geçtikten sonra) tapunun gerçeği yansıtmadığı, zemindeki miktar ile tapudaki miktarın uyuşmadığı iddiasının yenileme kadastrosu vesile edilerek gündeme getirilemeyeceği, gündeme getirilmesi durumunda da uyuşmazlığın genel hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğidir. Mahkemece yasa’nın amir hükümleri ve görev hususu nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 3.7.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.